17.06.2009

Evimin halıları:)


Okula gidip gelirken birçok halı mağazasının önünden geçiyorum. Şu aralar vitrinlerde 3 boyutlu, taş görünümlü halılar mevcut. Her genç kız gibi ben de gelecekte evimi nasıl döşeyeceğimi ara ara düşünüyorum:) Ama kafamda bir türlü nasıl bir halı istediğimi oturtamamıştım. Bunları gördükten sonra gelecekteki evimin halıları konusunda birşeyler canlanmaya başladı hayalimde.


En çok çakıl taşlı olanları beğendim. Kahverengi tonlarında olursa taşlar daha iyi olur, çünkü salonu kahverengi-turkuaz olarak düşünüyorum:P Duvara da çakıl taşlı bir tablo. Ohh mis:) Evimle ilgili ne anlattıysam çalan abim ve kız arkadaşı! Sözüm size, bu halılar benimdir. Alanı yakarım:)

16.06.2009

Delta Beach Resort



Uyarı: Bu yazı uzun ve ayrıntılı bir tatil yazısıdır. Uzun yazılardan sıkılanlar için son uyarıdır. Kaçmak için son 3,2,1... Artık çok geç:)

Efendim, bu Çilli hanım azıcık takıntılı biridir. Nasıl bir takıntı diye soracak olursanız didikleme, en ince ayrıntısına kadar araştırma takıntısı diyebiliriz. Bu yaz tatile çıkacağım belli olduktan sonra başladım otel arayışına. Öncelikle yer belirleyerek inceleyeceğim otel sayısını azalttım. Kemer Ruslardan dolayı elendi, Fethiye'de sivrisinek vardı, İzmir çevresini avucumun içi gibi biliyordum falan filan derken şanslı tatil beldesi Bodrum oldu.


İkinci kriter ise herşey dahil sistemiydi. Gideceğim otelin mutlaka herşey dahil sistemi ile çalışması gerekiyordu. Yarım pansiyon ya da tam pansiyon otellere gittiğimde içtiğim su miktarı check out yaparken bana öyle bir meblağ olarak dönmüştü ki daha önceleri bir daha o hatayı yapmazdım. Herşey dahil oteller de belirlendikten sonra, 3. kriter olan denize sıfır konumuna gelmiştik. Bu konuda önceki senelerden acenta tanıtımları ve otel sitelerindeki tanıtımlara kanmamayı öğrenmiştim. "Otele 200 metre uzaklıkta özel plajımız mevcuttur" un aslında "otele 1 km uzaklıkta halk plajı vardır" demek olduğunu öğrenmiştim.

Bu kriterlere sahip 4-5 oteli belirlemiştim ama bir tanesi göz kırpıp duruyordu bana beni seç beni seç diye. Delta Beach Resort! Yalıkavak'ta, bu sene revize edilen, denize sıfır, gıcır gıcır bir otel. Uzuuuunca bir müddet kendisini inceledikten sonra doğru adresin o olduğuna karar verdim ve bu kararımda beni yanıltmadı.


Ben tatilde huzur, dinlenme arayanlardanım. O yüzden şehrin içinde, halk plajının kıyısında yerleri sevmem. Delta Beach Yalıkavak'ta bir koyda, sakin bir oteldi. Plaj sadece otele aitti ve yan taraflarda başka plajlar yoktu. Otel bu sene revize edildiğinden herşeyi sanki ilk kez ben kullanıyormuşum gibi bir hisse kapıldım. Genelde kokmayan yerlerde bile huylanıp kokuyor burası dedirten burnum bu sefer havlulardan, çarşaflardan, yastıklardan bir koku almadı.



Tatilde lezzetli yemekler yemeyi de isterim ve Delta Beach bu isteğimi fazlasıyla karşıladı. Yemekler lezzetli ,taze ve çok çeşitliydi. Ehem söylemesi ayıp 2 kilo alıp döndüm:) Gördüğünüz tabağı bir öğünde tek başıma yedim ve nerdeyse her öğünde o boyutta bir tatlı tabağını mideye indirdim:)

Ve beni en çok şaşırtan yanı fiyatı. Bu sene ilk senesi olduğu için tanıtım fiyatı mıydı, erken rezervasyon yaptırdım diye mi öyle oldu bilmiyorum ama bu otelde gecelik 58 lira gibi o kalitedeki diğer otellerde bulamayacağım bir fiyata kaldım. İlk gittiğim gün, kesin yanlışlık oldu bu otelde bu paraya kalınmaz diye bir müddet bekledimse de öyle bir şey olmadı ve tatilimi kraliçeler gibi yaptım:)

Oyy, çok uzun olmuş bu yazı. Aslında daha konuşurum ama otelin güzelliğini anlatabildim herhalde. Şu an sezon başladığından fiyatlar eskisi kadar uygun değil. Ama 2010 yazı için aklınızın bir köşesine Delta Beach adını yazmakta yarar var. Yok güzel tatil olsun ben parasında değilim diyorsanız kesinlikle doğru adrestesiniz.

15.06.2009

İşte geldim, burdayım:)


Güzel günlerin göz açıp kapayıncaya kadar geçmesi ne kadar garip değil mi? Daha dün bavulumu hazırlıyordum, şimdi tatil fotoğraflarına bakıp ah çekiyorum. Mükemmel bir hafta geçirdim, dinlendim, yüzdüm, eğlendim, bol bol yedim, şezlongta uyuyakaldım... Kısacası dört dörtlük bir tatildi, darısı hepinizin başına.
Kısa kısa tatil gözlemlerim şöyle:

  • Bodrum şahane bir yer. Hele ki gittiğim otel cennet gibiydi. Oteli birkaç güne uzun uzadıya anlatacağım, öyle bir iki cümleyle geçiştirilecek bir yer değil.
  • Yabancı turistler mi daha beter Türkler mi karar veremedim. Türkler vırvırvır 24 saat şikayet edebilme potansiyeline sahip. Yabancılar ise her bulduğu imkanı sömürme, kaba davranma, etrafını rahatsız etme konusunda uzmanlar. Hele ki Ruslar bu konuda açık ara önde. Yemek salonuna çıplak ayakla gireni ayrı, sabaha karşı 3'te otelin içinde bağıranı ayrı, erkek sineğe bile sarkanı ayrı. Rusça'nın beyni felç eden "z"li tınısından hiç bahsetmiyorum:)
  • Üstsüzlük pek bir moda:) Çeşme'den alışkınımın bu duruma ama 60'lı yaşlarında memişleri göbeğine inmiş teyze, sen göz kanseri ettin beni canım ya:)
  • Selülit her ülkeden kadının ortak sorunu. İncecik, manken gibi Rus kızlarında bile löp löp selülitler vardı:) Sadece iki kişide selülite rastlamadım, biri de bir Türk kızıydı. Ben mi? Selülitlerim boğum boğum, öpsün sizi Christoph Daum:)
  • Sevimli hayalet Casper beyazlığında gittiğim tatilden süt beyazı olarak döndüm:) 2 ton koyulaştı beyazlığım. Bikini izim bile var:) Ama anladım ki bronzluk benim için ulaşılması imkansız bir hayal.
  • Animasyon tam kıvamındaydı. Animasyondan ve animatörlerden rahatsız olan, animatör görünce kaçan ben bu tatilde onlarla sohbet bile ettim. İnsanlık için küçük, benim için büyük bir gelişme:)

Kısa kısa Bodrum'dan ve tatilimden haberler böyle. Daha gerçek hayata adapte olamadım. Ben gidip tatil fotoğraflarına bakmaya devam edeyim:)

7.06.2009

Tatildeyim...


Aradığınız kişi Bodrum sularında cıpcıp yapmaya gitti. Özleyin beni anacığım:)

6.06.2009

Missss


Koku konusunda takıntılıyım. Güzel kokayım, temiz olayım, birinin yanına eğildiğimde "Ne güzel kokuyorsun" densin istiyorum. Bu huyumu bilen erkek arkadaşım ve annem "Senden kötü bir koku geliyor yaa" diye sürekli dalga geçiyorlar benle:)

Koku takıntıma en iyi gelen marka The Body Shop. Her ürünü güzel kokmuyor ama güzel kokanlar da misler gibi. Eskiden rastgele alışveriş yapardım Body Shop'tan, sonra baktım kampanyaları çok karlı. Alışverişlerimi hep kampanyalara denk getirir oldum. Haziran ayında body butterlarda 2 al 1 öde olacağını bildiğim için alışverişimi hazirana sakladım ve bu üçlüyü kanatlarım altına aldım.



Hindistancevizli butter benim için artık vazgeçilmez oldu. Yesem doymam, o kadar seviyorum bu ürünü:) Moringa'yi ise ilk kez deneyeceğim. Kokusunu şöyle tanımlayabilirim, yazın yazlıklarda, tatil köylerinde, bahçelerde burna ilk gelen çiçek kokusu:) Vazgeçilmezim olacak gibi duruyor.

Asıl sürpriz ise, yıllarca kullandığım ve sonra ne akla hizmetse Body Shop'un üretimden kaldırdığı Oceanus'un kısa süreliğine geri dönüşüydü. Böylesine güzel bir kokuyu üretimden kaldırmak için ya deli ya da burunsuz olmak gerekir. Misler gibi okyanus kokmayı kim istemez ki? En azından ben istiyorum ve görür görmez hemen kaptım. Yaz kokum yok ne alsam diye tasalanırken Oceanus'um dönüp beni kurtardı. Canım benim:)

4.06.2009

Her gün salı olsa

100 puanlık soru: Salı günü Çilli nerdeydi? Cevapları duyuyorum, hepinize 100 puan:) Salı pazarına 11'de girip, 3'te çıkan, eve geldiğinde aldığının defolu olduğunu farkedip erkek arkadaşıyla pazara geri dönen ve 6'da evde olan benim.Kendimle gurur duyuyorum:) Neler almışım acaba?


Bikinilerin parçası 2.5 lira. Uydurmak size kalmış. Ben yaklaşık bir saatlik desen ve beden debelenmesinin ardından bu iki çifti yarattım. Soldaki adidas hem de yaa:)

Fırfırına, fiyonkuna bayıldığım Atmosphere bluz 5, Stradivarius hırka 5 lira.


H&M, aslında nar çiçeği olan ama fotoğrafta turuncumsu çıkan tunik 3.5 lira.

Ben tatile artık hazırım. Haydi bakalım:)

3.06.2009

Ukde

Çocukluğuma dair içimde ukde kalan tek bir şey var, Barbie bebek evi. Bol oyunlu, oyuncaklı, eğlenceli, güzel hatırladığım bir çocukluk geçirdim. Bir oyuncak istediğimizde abimle bir kağıda yazıp annemlere verirdik. Onlar da karşılarına alabilecekleri tarihi yazarlardı. Böylece istediğimize hemen kavuşup doyumsuz çocuklar olmadık. İstediğimizi beklemeyi, elde edince kıymetini bilip kırıp dökmemeyi öğrenmiştik. Listeye sürekli yazmama rağmen Barbie bebek evine bir türlü sahip olamamıştım. Annemin yarı maaşıydı, pahalıydı, alamazdık. Asla isyan etmedim, listeye yazmaya da devam ettim:)


Geçen akşam e-bay'de barbie bebek evlerine baktım. Hala içimde bir yerlerde onu isteyen küçük bir çilli kız varmış. Evleri, eşyalarını gördükçe içim kıpırdandı. Herhalde bir gün bir kızım olursa alacağım ilk şey Barbie bebek evi olacak. Hala çok pahalı, hala yarı maaş kadar. Şimdiden kenara para ayırayım almak için:) Benim kıymetini bileceğim kesin de bakalım o bilir mi:)