2.07.2009

Yurtdışında yaşamak


Blogu her gün yurtdışından birçok kişi ziyaret ediyor. Özellikle o kişilere ve daha önce yurtdışında yaşamışlara bazı sorularım olacak. Bugün blogda dertleşme günü ilan ediyorum:)

Şimdi benim şöyle bir problemim var a dostlar. Yurtdışında yaşama fobisine sahibim. Malumunuz akademik kariyer yolunda ilerliyorum. Bu yol da genellikle yurtdışı eğitiminden geçiyor. Bense bu yoldan köşe bucak kaçıyorum. Ama bu kaçış sonrasında benim yoluma kocaman bir taş olarak geri döner mi diye tasalanıyorum da.

Fobimin temelinde ailemden uzak kalma korkusu yatıyor. Okula, işe gittiğimde bile onları özlerken, akşam koşa koşa eve gelirken onlardan kilometrelerce uzakta olma düşüncesi beni dehşete düşürüyor. Onlarla aynı sofrada yemek yiyememek, onlar gülüp eğlenirken yanlarında olamamak, daha da kötüsü başlarına bir şey geldiğinde ellerini tutamamak bana zulüm gibi geliyor.

Bunun yanında alıştığım herşeyden uzakta olma durumu var. Sevdiğim yemeklerden, sıcacık Türkiye güneşinden, yardıma hazır insanlarından... Derdini anadilinde anlatma lüksünden yoksun olmak var. Türkiye'de alıştığın herşeyin ikamesini aramak derdi var. İnsanların sana 3. sınıf muamelesi yapma durumu var. Yok yok yani. Birçok insan için katlanabilesi bir durum belki ama daha önce kendimi anlattığım mimde bahsettiğim gibi ben hassas bir yapıya sahibim. Yıllar önce bir arkadaşımın kuzeni Amerika'daki hayatını anlatırken şöyle demişti: "Markette alışveriş yapıyordum. Yeşil biber alıp kasaya geldim. Kasadaki kız poşette ne olduğunu sordu. Gelmedi İngilizcesi aklıma. Söyleyemedim bir türlü. Herkes bana bakıyordu. Eve koşa koşa geldim ve hüngür hüngür ağladım." Bir yeşil biber bir erkeği ağlatabiliyorken ben ne hale gelirim oralarda bilmiyorum.


Ve sıra sizde yurtdışından beni takip edenler. Diyin ki bana zorlukları da var ama insana çok şey katıyor. Ya da diyin ki Türkiye'de de istediklerine sahip olabilirsin. Ya da o kadar hassas biriysen seni burda ruh hastası yaparlar. Evet, söz sizde.

40 yorum:

Makyaj Günlüğü dedi ki...

Çillim benim, bence fazlaca geriyorsun kendini. Ben de Erasmus ile gitmeden önce bu düşüncelere sahiptim. Seni temin ederim ki eğer gidersen, döndükten sonra iyi ki gitmişim diyeceksin ve o günleri çok özleyeceksin. Benim şu anda yüksek lisans yapmak istememin en büyük nedenlerinden birisi bir ayağımın da yurtdışında olacak olması. Farklı dünyalar görmek, kendi başına ayakta durabildiğini görmek, zamanla küçük adımlar atarak koşmayı öğrenmek... Türkiye'de hiçbir fırsat bunu sana sunamaz bence. İnsan nasıl bakmak isterse öyle görür olayları. Kötü şeyler olmayacak mı ? Tabi ki olacak. Ama kötü şeyler Türkiye'de olmuyor mu ?

İnsanın ailesi maddi olarak her zaman yanında olmayabilir. Ve kendi başına da ayakta durabildiğini görmek, görüşünü genişletmek, farklı dünyalara açılmak için bence korkmamalısın. Benden sana olumlu tam destek ^_^

gizemel dedi ki...

off off ben bnm de yurtdışı fobim var sanki yurtdışında hasta olacağım kimse bana yardım edemeyecek,kimse beni anlamayacak oralarda sürüneceğim gibi komplo teorileri kuruyorum,gidenlere gıptayla bakıyorum

serrose dedi ki...

Tabii ki her yerde yaşamanın zorlukları var. Ben Söke'liyim .Bir dönem İstanbul'da yaşadık orada bile zorlanmıştık.Ama biz güzel yanlarına baktık hep ailece bol bol gezdik :)

Şu anda Japonya'da yaşıyorum ilk 3 ay çok zor dönemlerden geçtim .Alıştıktan sonra orayı özler hale geldim.Benim dezavantajım ülkeme çok uzak ve yeme -içme bakımından hiç bir benzerlik olmayan bir ülkedeyim.Ve aşırı milliyetçiler ama kendimi kabul ettirdikten sonra bir o kadar da iyiler.

Nerede yaşayacak olursan ol sana tavsiyem şu!
Dürüst ol
cesur ol
bilmediğini bilmiyorum deme cesaretinde ol.
kendi kendinle mutlu olmayı öğren :)
yani naçizane diceklerim bunlar umarım faydası olur.

En güzeli ise özlediklerine kavuşma hazzı :)

beetlejuice dedi ki...

Makyaj Günlüğü, desteğin için çok teşekkürler canım. İnsan karar aşamasındayken hep kötü örnekleri aklına getiriyor. Keşke lisanstayken senin gibi bir dönem yurtdışında kalsaymışım. Şimdi hayatımın minimum 4 yılını riske atmaktan korkuyorum.

Gizemel, aynen ben de hasta olunca ölürmüşüm orda gibi hissediyorum. Bir de gidip de cidden sürünen o kadar çok arkadaşım var ki, ödüm kopuyor.

Serrose, canım sen zaten bu alanda bir numarasın:) Japonya'da yaşayabilmek, hele ki kendini kabul ettirebilmek büyük başarı. Tavsiyelerin için çok teşekkür ederim.

uyuz cadı dedi ki...

eşime yurtdışında iki ayrı ülkeden çok iyi teklifler geldi geçen yıl, duyar duymaz dediğim ilk şey şu oldu 'sen istersen git geleceğine mani olmam ama ben gelmem'.
yaptığım ne kadar doğru bilmiyorum ama aynen senin gibi ailemi asla asla asla bırakmam. burada daha az kazanırım, daha zor geçiniriz, ülkeme sayar söverim ama yine ailemin sevdiklerimin yanında olurum.
Allah korusun bişey olsa... Düşünmek bile istemiyorum...

beetlejuice dedi ki...

Lalecim, ben de daha mezun bile olmadan İtalya'dan öyle bir iş teklifi aldım ki duyanın ağzı beş karış açık kalıyordu. Gidemedim, abim askere gidecekti ve annemleri yalnız bırakamadım. Annemin gözyaşı döktüğünü bilmektense işsiz kalmayı tercih ettim. Allahım bana doğru yolu göstersin, çok zor kararlar bunlar.

Roxana dedi ki...

Bende bu aralar yurtdışını düşünüyorum. Seneye yazın bir dil okulu yada work adn trawel diyorum. ( Henüz 3. sınıfım ) Arada bende korkmuyor değilim, tek başıma ne yaparım, dillerini bilmem etmem, kimseyi tanımam... Belki yersiz korkular ama bizlerin böyle aileye önem veren bir yapıda yetiştirilmemizden ileri geliyor sanırım bu korkumuzda biraz :S Çünkü okulda görüyorum bir sürü yabancı öğrenci her şeyimizi benimsemiş şekilde, hiç bir zorluk çekmeden gül gibi okuyor...
Ne yapsak birbirimize psikolojik destek mi olsak =)

tuguna dedi ki...

Valla tabi ki cok zor yonleri var ama bence cok daha fazla iyi yonleri var. Mesela Turkiyede sosyal guvenlik yok, her an kafana bi sey dusebilir, bi kanalizasyona dusebilirsin, araba carpabilir vs. Burdaki sosyal guvenlige sok olursun.Hani demissin hasta olsam olur giderim, iih yok oyle bi sey, tabi ki turkiyedeki gibi komsular yardim etmez ama bi telefonunla anbulans, polis, helikopter ne lazimsa kapina gelir. Kolay kolay olmezsin yani:) Burda sana yada cocuguna kocan bile el kaldirsa 6 ay hapis yatar, o sirada belediye sana ev bulur, maas baglar.Issiz bile kalsan ac kalmazsin, sigorta yardimi, cocuk yardimi kira yardimi diye havadan bissuru para yatar hesabina. Daha cok para kazanirsin, daha iyi egitim alirsin.

3. sinif vatandas muamelesine gelirsek diger ulkeleri bilmem ama Belcikadan o yuzden nefret etmistim ama Hollanda'da asla boylle bisey yasamadim.

Ben ilk geldigimde tek kelime hollandaca bilmiyodum, ingilizce halletmeye calisiyodum islerimi. Ama ogreniyo insan zamanla her seyi. Alisiyor.

Belki turk yemeklerini ozlersin ama bin turlu dunya mutfagindan yemek tadarsin. Cok canin isterse turk marketlerinde her sey var. Ayrica tum avrupa ulkeleri sana acik, her yeri geebilirsin bambaska bi dunya baska hikayeler...

Sevdiklerinden uzaklik durumu var evet ama ben 2-3 aya bi geliyorum turkiyeye, hatta turkiyedeki iki farkli sehirdeki iki anne kizdan daha cok goruyorum annemi:)

Buraya gelmeden once egom cok sisikti benim ama su an egomu ciddi anlamda torpuleyip daha cici bi insan oldugumu hissediyorum.

Bir de tabi burdan bakinca gordugun bir Tr gercegi var ki o bambaska. Orda one surulen sovenizm, yersiz milliyetcilik su bu o kadar yalin gorunuyor ki burdan, ufkun aciliyor.

Benim soyleyebileceklerim bunlar sanirim:)

alis dedi ki...

Ben 5. sınıfı Amerika'da okudum, annem ve babamla gitmiştik ve ben tek kelime İngilizce bilmiyordum. Bir yılda oraya öyle alıştım, öyle sevdim ki hiç dönmek istemedim. Niye döndük dersen annem ailesini çok özlüyordu, her tel.de konuştuktan sonra ağlıyordu. O zamanlar öyle Skype falan da yoktu uzun uzun konuşamıyordun. Şu an bir süre yurtdışında yaşamak çok istiyorum ama Amerika veya Kanada yerine Avrupa'yı tercih ederim, en azından bayramlarda, tatillerde gelebileyim diye. Uzak da olsa sonuçta uçakla 2-3 saatte evindesin. Amerika öyle mi, minimum 12 saat sürüyor.. Bir de Amerika'da çevren yoksa çok soyutlanıyorsun, öyle sokakta dolaşmak kafa dağıtmak da yok, her yere sadece arabayla gidilebiliyor, ev-iş-alışveriş tek aktivite bu. Avrupa öyle değil en azından sokakta da hayat var. Aynı senin gibi düşünen, ailesine çok bağlı bir arkadaşım eğitim için 1 yıllığına Milano'ya gitti, 1 yıl dolmak üzere, bunalıma falan da girmedi, o yaptıysa sen de yapabilirsin :) Aslında en iyisini Pakistan'lılar yapıyor, yurtdışına taşınırken bütün sülalelerini toplayıp öyle gidiyorlar :)

Eğitime gelecek olursak Türkiye'de asla dışarıda alacağın standartta bir eğitim alamazsın. Üzgünüm ama bu bir gerçek :( Kendi kendini geliştirebileceğin bir alansa ne ala... Bol şans..

serrostyle dedi ki...

Tatlım, bende senin gibi akademik kariyer yapıyorum ve şuan İsveç'te master yapıyorum, ikinci senem. Yazdıklarını ve telaşlarını okudum ama inan o kadar yersizki. Elbetteki bünyeyle çok alakalı canım ama inan dili bilmemek aslında hiç sorun değil. Olay aslında birazda umursamaz olmak, örneğin eğer Amerika ya da İngiltere düşünüyorsan elbette dil çok lazım ama senin örneğin oldğu için söylüyorum biberin adını getirememek seni ne ağlatır ne üzer. Eminim o kişi başka şeylerden dolayı çok daralmıştır. Kendimden örnek veriyorum, isveçte herkes ingilizce bilmiyor ve bende bazen markette kelimeleri unutabiliyorum ya da dil bariyerine takılıyorum sadece düşünüyorum 1 sn deyip eğer hala aklıma gelmezse anlatmaya çalışıyorum ya göstererek ya da cümlede kelimeyi aöıklamaya çalışarak. Bu basit örnek.

Gelelim ikame olayına, evet doğru herşeyi ikame etcen sucuğundan türk kahvesine ama şu da bir gerçekki insan gibi yaşayacaksın özellikle avrupada hiç korna duymadığını farketceksin, ya da bir banka müdürünün işe bisikletle gittiğini. İçtiğin sudan yedin sebzeye herşeyin tertemiz ve güvenilir olduğunu bileceksin ve bu sana iyiyle kötüyü ayırt etme imkanı verecek, iyiyi tadıcaksın. Dolayısıyla ufkun gelişicek belki gerçektende ülkene ve ailene birşeyler katabiliceksin çünkü tıkır tıkır işleyen sistemin mantığını çözeceksin. Derdini anlatamaycaksın insanlara belki bir seferde ama her denediğinde bu seni daha güçlü kılacak.

Aileni elbette özleyeceksin tatlım bunun kaçarı yok, ama her geçen gün kendine kattığın değer o üzüntüyü bastırıcak.

Kısaca tatlım, sana artısı okadar çokki gelelim eksiye. Aslında karakterinle bağlantılı, eğer zayıf bir bünyeye sahipsen, zora gelemiyorsan ve işleri kendin çözmeye alışık değilsen çok zorlanırsın. Bir sürü arkadaşım öyle geri döndü ülkesine ve zaman ahrcadığı yetmiyormuş gibi CV'lerine de ekleyemediler zoru görünce kaçtıkları anlaşılmasın diye. Yinede sende söz konusu olacağını sanmıyorum ama tbai senide tanımıyorum. Sırf kafan karışık diye artısyla eksisiyle dürüstce yazmaya çalıştım herşeyi umarım yardımı dokunur.

Herhangi bir sorununda bana gelebilrisin, hiç çekinme tatlım

beetlejuice dedi ki...

Roxana, canım bence bir yazını yurtdışı deneyimine ayırabilirsin. Sonrasında benim gibi kafan karışmaz daha önce yaşayıp bildiğin için. Erkek arkadaşım W&T yapmıştı, o daha rahat bu yüzden yurtdışı konusunda.

Tugunacım, ellerine sağlık. Ne güzel uzun uzun her yönünden yazmışsın. Zaten eğer olumlu karar verirsem sadece Avrupa düşünüyorum. Hollanda'yı da bir araştıralım:)

Alis, benim reddettiğim işte de 1 sene Milano'da eğitim vardı, arkadaşınla aynı iş olmasın sakın:) Eğer öyleyse çok bomba bir tesadüf olacak:)
Ben Biyoteknoloji alanında çalışıyorum ve Türkiye bu konuda oldukça kıt. Gitmem gerek biliyorum ama işte kafamdaki ikilemler beni engelliyor.

Serrostyle, benim kafamı karıştıran bu duyduğum geri dönme hikayeleri. Ben doktora için düşünüyorum ve doktorayı yarım bırakıp döneceğine vur kendini daha iyi:)
İsveç'te Lund düşünüyorum. Bu sene Lund'tan bir hoca ders vermeye geldi okuluma ve hayran kaldım ders anlatışına.

serrostyle dedi ki...

Canım bende Lund Universitesindeyim.. Dil bariyeri bir yana, Lund'da doktora yapmakta malesef çok zor. Alanına da bağlı tabi, sosyal bilimler ve iktisat baya kastırıyor, hatta bütceden dolayı almadıkları yıl var. Sen önce bunları tak kafana tatlım =) Gerisi kolay en kötü ben sana her türlü yardımı elimden geldiğince yaparm:D

beetlejuice dedi ki...

Serrostyle, ben kimya muhendisligi doktorası düşünüyorum canım. Biz mailden devam etsek olur mu:) Blogunda mailini göremedim, eğer bana mailimden ulaşırsan senden bilgi almayı çok isterim.

Ozge Sipahioğlu dedi ki...

cnm, sadece yüreğinin sesini dinle.ben bu sene babamın saglık problemleri ile hep ugrastım o yüzden benim için sıkıntılı anlarında yanlarında olabilmekten onemli bir şey yok.ama uzun süre yurtdısında da kaldım.o da ayrı bir kazanım ve tecrube...

herşeyden azıcık dedi ki...

Yanlızlığa alışırsın yeni arkadaşlar edinirsin ırkçılık yapanlara hade leyyynn dersin kısaca kafana takmazsın sonunda ne kadar faydası olan birşey sana düşünsene ayrıca o arkadaş madem biberi hatırlamadı açta içine bak deseydiye ahh ahhh

beetlejuice dedi ki...

Özge, yüreğim diyor ne olursa olsun ailenin yanında ol, kötü günde de iyi günde de ellerini tut mantığım diyor delirme kalk git. Mantığımla yüreğim arasına sıkştım kaldım:S

Herşeyden azıcık, herşeye alışırım, hemen ortama ayak uydurabiliyorum da özleme nasıl alışırım onu bilemiyorum.

FerahFeza dedi ki...

Canim sana bir yazi yazdim, okursun sayfamda,ben de kendimce arti ve eksileri anlattim...

Burada da yazmam gerekirse, bence hic dusunme, git dene, bu senin gelecegini etkileyecek bir karar...Ustteki tum destekleyici yorumlara katiliyorum ;)
Optum canimcim...

quentins dedi ki...

merhaba,
ben ailemin en kucuguyum, o yuzden hep el bebek gul bebedek yetistim. universiten mezun olup almanyaya 2 seneligine yuksek lisansa gittigimde hem ailemden ilk defa ayriliyordum hem de hayatimda ilk defa yurtdisina cikiyordum. 22 yasinda koca bir kazik olarak degil yurtdisina, ailemden ayri bir sehre bile gitmisligim hic yoktu. ustelik ilk yabanci dilim olan ingilizce yerine, 2.yabanci dilim olan almancanin konusuldugu bir ulkeye gidiyordum ki almancam hic ama hic iyi degildi.

baslangicta tereddutlerim oldu elbette tipki seninkiler gibi ama simdi diyorum ki hayatimda verdigim en dogru kararlardan biriymis almanyada master yapmak. hayatimin belki de simdiye kadarki en guzel en dolu dolu en verimli gecen 2 senesini gecirdim orada.

ailemi elbette cok fazla ozluyordum ozellikle ilk baslarda yanimda goturdugum turkce CDleri dinleyip bunalim girip agliyordum ama arkadas edinmeye baslayinca ve okul acilinca tum bunlar gecti. istedigim zaman telefonda hasret giderdim ya da msn`den goruntulu olarak konustuk.

kisacasi ne duruyorsun firsatin varsa giiittttt :) hle de yakin bir ulkeye gideceksen, en kötüsünü düsünelim, hasretine dayanamayacak duzeye geldin atlar ucaga gelir 1 hafta gorur aileni geri gidersin ;)

beetlejuice dedi ki...

Ferahcım, ne kadar düşüncelisin canım. Hemen bloguna uçuyorum:)

Quentis, Almanya'yı çok öneriyorlar doktora için ama yeterli Almancam yok. Seninkine benzer bir hikaye:) Master olsa gözümü karartıp gideceğim ama doktora bu, minimum 4 seneyi gözden çıkarmam lazım.

kirazsevdasi dedi ki...

fırsatın varsa durma diyorum ben nacizane...
bir şekilde aileden ayri kalmalara alisilacak, ama hayat senin hayatin ve devam edecek.
operim

beetlejuice dedi ki...

Kirazcım, ben bu gidişle evlenemeyeceğim de:) Bir ana kuzuluğudur aldı başını gidiyor:)

MoonSun dedi ki...

BeetleJuice'cum, arkadaslarin da dedigi gibi pek cok zor yani var ama alistiktan sonra her sey cok rahat ve gercekten inanilma bir tecrube sahibi oluyorsun sonunda... Ben dayanamayip ilk gelisimin 2.ayi dondum yapamicam dedim ama sonra ailem beni buraya geri gonderdi :) Birazcik sabirli olursan eglenceli pek cok tarfi oldugunu da kesfedeceksin :) Ben de aileme cok duskundum ama hayat pek cok zorlugu getirdigi gibi guzellikleri de getiriyor beraberinde :)) Bence denemeye deger bir tecrube :)

beetlejuice dedi ki...

Moonish, ben de kendimde 2 ay sonra kaçma potansiyeli görüyorum:) Bu yazıyı yazmadan önce ödüm kopuyordu yurtdışında yaşamayı düşündükçe ama şimdi daha olumlu bakmaya başladım. Çok teşekkür ederim yorumun için:)

Quentins dedi ki...

Almanca hic problem degil, ögrenirsin oraya gidince cok daha hizli bir sekilde. Yeter ki sen iste ve gozunu karart ;)

beetlejuice dedi ki...

Quentins, oy çok gaz veriyorsunuz bana:) Teşekkür ederim canım desteğini için.

"PRETTYCOOL" dedi ki...

tuguna nasıl da doyurucı yazıyor dimi...gizemele bayıldım bu arada,ah yawrum o komplo teorilerinden bende de var,ben de birdeşey var, şöyleki;gayet normal birşekilde işime gücüme bakıyorum,ama bişeyleri içime atmışım belli,sonra birden bi özlem hissediyorum annem ablam ve babama karşı...durduk yere,sonra o özlemle ağlamaya başlıyorum,çaresi yok görmem lazım,elllerini tutup bişeyler anlatmam,hayatta hiçkimseden göremeyeceği o şefkati onların gözlerinde görüp sığınmam lazım.Neden herkes aykaları üstünde durmaktan,maddi imkanların süperliğinden falan bahsediyor,duruyoruz işte ayaklarımızın üstünde ben ne bileyim lisans eğitimlerini almış aklı başında insanlarız.Hani bunu ispatlamaya ihtiyacımız yok analatbiliyor muyum...Bana konuşacak insan,kapısını çalacak bir ev,hal olmak,yani halini söylebilmek,iki çift de kelam edebilmek wallahi herşeyden daha öncelikli geliyor.Geri kafalılık mı bilmiyorum,gerçi sen yurtdışındakilerden yorum istiyosun haklı olarak ama eğitimimi bitirince yükseğim için amerika teklifi geldiğinde ve gene geçen sene de gene karşıma böyle çok ballı bir fırsat çıktığında,uzuun uzun düşündükten sonra yaptığım tek şey başımı iki yana sallamak oldu.Beetleım cesaretini kırmak gibi olmasın tatlım,ama bana anneciğinle istediğin zaman yapabileceğin bir tek kelam hoş sohbetin yerini hiçbirşey tutmaz gibi geliyor.Aman boşver zaten ben çok hoşafım,böyle çiçekler açsın,mutluluk,aile,birlik olalım falan düşünceleri üzerine kurulu benim hayatım:)Sen akışına bırak bebiş,su akar yolunu bulur,seni çok öpüyorum,hem otur oturduğun yerde neree gidiyomuşsun ööle,kızanımı büyütcez daha:p

Haydins dedi ki...

Cesaret ısı bıraz yurtdısında yasamak :) Ben tattım ,kocamın pesıne takıldım bende cıktım yurtdısına ama aklım hep burada sevdıklerımde kaldı , bazı ınsanlar onume bakarım dıyebılıyor ama ben sevdıkelrı yanında olunca mutlu olan bır ındanım galıba..
Ben hemde dılını ıc bılmedıgım bır ulkeye geldım dusun benım yasadıklarımı her gun sınır harbı derdını anlatamamak cok zor bır durum!!
Ama yanında sevdıgın bırı olunca katlanır oluyor , gıdeceksen tek gıtme derım sana..

beetlejuice dedi ki...

Prettyim, benim de fikirlerim seninkiyle birebir aynı. Ama etrafımdakiler, hocalar kesinlikle gitmelisin, burda ufkun daralıyor dedikçe acaba diyorum. Çok karışık, çok düşündürücü bir durum. En iyi dediğin gibi akışına bırakmak, belki hiçbir okul beni kabul etmez, belki doktoradan vazgeçerim, belki Türkiye bilimin merkezi olur:P

Haydins, gidersem eğer tek gitmeye hiç niyetim yok:) Tek başına çok zor bir şey. Umarım benim öyle bir durumum olursa dilini bildiğim bir yer olur:)

meliss dedi ki...

ben 14 yaşımda ve daha sonra 17 yaşımda Amerikaya yaz okuluna gitmistim ailemden cok ulkemi cook ozlemıstım.simdi unide yine amerikadayım ozluyorum ama amerikayıda seviyorum yani meyve falan yemek icin italyan cafelerine gidiyorum.=))meyve sebzeler burda cook pahali.ama soyle bisey daha var buyuk bir sehirde okuyorsan new york gibi..ozlemek icin vaktin bile olmuyo.kendine guvenin artıyo bikere ben mesela new york'da metro kullanmaktan cok muyluyum tek basıma..=))

beetlejuice dedi ki...

Melis, yaşın küçükken yurtdışı tecrübesi kazanman çok iyi olmuş. Ben şimdi katır kadar olduğumdan çok zor geliyor:) Amerika'dan ziyade Avrupa istiyorum ama. Hiç olmazsa saat dilimi Türkiye'ye yakın olsun:)

Marjo on makeup frenzy dedi ki...

ama ama ama.. ben bu konuya çok uzun bir yazı yazıp göndermiştim, çıkmamış, gitmedi mi acaba :( tüh çok da özenerek yazmıştım :( şu anda yurtdışındayım ya onunla ilgili yazmıştım işte, özetle güzel bir şey, mutlaka yaşanması lazım demiştim..

ben de ilk geldiğim anda ortaokul almancası ile dakika 1 gol 1, otobüse bindim, nası ödeme yapılır, kaç eurodur, nerde ineceğimdir, hiç birini bilmiyodum :P ama anlaştım sonuçta, canım öyle büyütecek bir şey değil burda yaşamak, hiç olmadı işaretlerle anlaşırız bi şekilde :P yurtdışına alışmak, düzeninden sanırım Türkiye'de yaşamaktan daha kolay, sistem tıkır tıkır işliyor burda :) Arkadaş bulana kadar insan biraz yalnız biraz da bunalımda hissedebilir ama arkadaş bulduktan sonra sisteme dahil olmak daha kolay. Arkadaş edinme de Türkiye'de herhangi bir yabancı şehre gidince yaşayacağın kadar. Bence yurtdışını gözünde büyütmene, fobi yapmana gerek yok, eğer hala tereddütlerin varsa o zaman en iyisi kısa süreli staj ya da araştırma amaçlı çıkman. o zaman en azından fikir edinebilirsin. akademisyen mi olmaya kadar verdin bilmiyorum ama akademisyenlik için, en azından iyi bir üniversite düşünüyorsan, biliyorsun yurtdışında eğitim almak şart. boğaziçi'nin araştırma görevlisi almak için 2 sene yurtdışında çalışma zorunluluğu var mesela.. bir de gerçekten arada düşünce farkı var, dolayısıyla eğitimde farklılıklar var, farklı bir bakış açısı öğrenmek de bence insana değer katıyor, ufkunu açıyor gerçekten. ben burdaki hoşgörüden ve insanların tavrından çok etkilendim.. Türkiye'deki gibi tahammülsüz değiller, demek ki böyle de yaşanabiliyormuş diyorum, kendimi değiştirmeye çabalıyorum, ama hala sokakta koştururcasına yürüyen bir tek ben varım :( değiştiremedim bu huyumu :P

dönme isteği Türkiye'mi özledim olayı alışana kadar, çünkü alışana kadar bir türlü buraya ait hissetmiyorsun, herşey yabancı. alıştıktan sonra seviyorsun bile. ben çabuk alışırım, kuralları hemen benimserim, 1 haftada alıştım zaten dönmek bile istemiyorum neredeyse :P

aileni özlüyorsun ama ben 18 yaşımda ailemden uzak tek başıma istanbul'a geldiğimden herhalde o kadar problem etmiyorum. sonuçta kendi kariyerim için bunu yapmak zorundayım. Yapmazsam, bundan 5-10 yıl sonra geriye bakıp keşke gitseydim ah kafam diceksem o halde katlanırım buna dedim.. Benim mesleğimin zaten Türkiye'de tutunma şansı az, bu geleceği ben daha orta ikide planladım, annem de onay verdi ilk andan beri, kendi seçimimle oldu herşey, galiba o yüzden ben yaparım hacı modundayım heheh :P

beetlejuice dedi ki...

Marjocum, daha önceki yorumun gelmedi. Ama bu yorumun da çok destekleyici:) Benimki daha çok yüzme bilmeyen birinin suya kendini atamaması gibi bir durum. Bir atlasam suya belki kelebekleme yüzeceğim:P
Kimya mühendisliği benim istediğim yönde yapılmıyor Türkiye'de. Doktora mülakatında bile biyoteknolojide uzmanlaşmak istiyorum dediğimde başka bölüme git, kimya mühendisliği doktorası ne alaka demişlerdi. Yurtdışındaysa kimya mühendisliğinin bir dalı olmuş biyoteknoloji. Aman işte böyle, beni biri suya atsa iyi olacak:)

alis dedi ki...

Benim Milano'ya giden arkadaşım iç mekan tasarımı alanında master yapıyor. Ben kendim de endüstri ürünleri tasarımı mezunuyum, yani güzel sanatlar. Senden epey farklı :) Benim mesleğimde iyiysen yurtdışında rock yıldızları gibi ünlü olup paraya para denmiyor, seyahatlerle falan çok cazip ve serbest bir hayat tarzı var. Ama Türkiye'de aptal bir ofise tıkılıyorsun ve insanlar tasarım nedir onu bile bilmiyor. Ben erkek arkadaşımı bırakmak istemediğim için burda master yaptım ve kimseye önermem. Kuzenim genetik mühendisliği mezunu ve o da şu an Oxford'da master yapıyor ama burada erkek arkadaşı olduğu için dönmek istiyor, ailesi ise dışardan baktıkları için dönmemesinin daha mantıklı olduğunu görebiliyorlar. Tabiki onun mesleği de Türkiye için fazla ileri. Bence sen de duruma bir dışardan bak. Mesleğine tutku duyan bir insansan burada sürekli hevesinin kırılmasından dolayı çilli ve mutsuz olmayasın sakın..

beetlejuice dedi ki...

Alis, o zaman ikinci tahminimi yapıyorum. Arkadaşın politecnico di Milano'da:)
Ben eğer gidersem erkek arkadaşımla beraber gideceğim. Şanslıyım ki hem aynı mesleğe hem de aynı ideale sahibiz.
Sizin meslek cidden çok bıçaksırtı bir meslek. Benim de end.tas. mezunu bir arkadaşım var, çok iyi şartlarda çalışmasına rağmen yaratıcılığım köreliyor diye ofis işinden ayrılmayı düşünüyor. Bizim meslekte ise Türkiye'de hala 60'lı yılların konuları çalışılıyor. Ya o konuda çalışıp zaten örülmüş bir duvara boya yapacaksın ya da yurtdışı deneyimi edinip yeni bir duvar öreceksin.

alis dedi ki...

Yine bilemedin, Domus Academy'de :) Benim şu an çalıştığım iş de milletin pek matah bulduğu, gayet kebap bir iş. Ama arkadaşınla aynı gerekçeden dolayı ben de erkek arkadaşım mezun olur olmaz (mühendislik okuyordu, 3. yılında bıraktı ve end. tas.'a geçti) yeni sulara yelken açmak istiyorum, tercihen yurtdışında :) Benim anladığım sen de mesleğini çok seviyorsun; en başarılı insanlar işlerine tutkuyla bağlı olanlar arasından çıkıyor. İnsanlığa büyük katkın olabilir yani! Neyi seçersen seç umarım senin için en hayırlısı o olur.

beetlejuice dedi ki...

Alis, nasıl tahmin özürlüyüm ama:) Hayatta sevdiğin işi istediğin şekilde yapmayı savunuyorum ben. Bu yüzden işsiz de kaldım aptallıkla da itham edildim. Seni ne mutlu ediyorsa o işi istediğin şekilde yapmanı ve başarılı olmanı dilerim canım. Hakkımızda hayırlısı:)

viva dedi ki...

Cillim sayili gün cabuk gecer, eger yurtdisina cikma ve yasama imkanin varsa mutlaka kullanmalisin, insanin ufkunu aciyor, hayatinin degerini anliyorsun, sevdiklerini daha cok seviyorsun ve cok yeni seyler ögreniyorsun. Hayatinda kariyerinde güzel bir yere gelmek istiyorsan, sevdigin bir ülke sec ve mutlaka git pisman olmayacaksindir. cok öpüldün

beetlejuice dedi ki...

Vivacım, hala tereddütlerim var. Ama dediklerine sonuna kadar katılıyorum, insanın kendini geliştirmesinde önemli bir basamak. Karşıma çıkarsa bir fırsat değerlendirme olasılığım yüksek:) Ben de öpüyorum.

dil okulu dedi ki...

İnlginç bir site yaptınız tebrik cok begendim tebrikler bide yurtdışı dil okulu ile ilgili bir bilginiz var mı tesekkurler

beetlejuice dedi ki...

Dil okulu, yurtdışı dil okulu ile ilgili bilgim var. Zira bizzat sizle görüşmüştüm birkaç yıl önce:))