25.02.2010

Ey Türk Gençliği!



Ata'mız bize güvenmiş de hitap etmiş. Her şeyi başaracağımıza olan inancını dile getirmiş. Ancak son günlerde ben gençliğimizden ciddi ciddi şüphe etmeye başladım. Bu dönem 2 laboratuar dersinin asistanlığını yapıyorum. Yaklaşık 60 öğrencim var. Henüz dönem başlayalı 3 hafta olmasına rağmen beni hayretler içinde bırakıyorlar. Bu kadar amaçsız, düşünme yetisini kaybetmiş, birbirinin karbon kopyası gençlere sahip olduğumuza inanmak istemiyorum. Konuştukları konular o kadar sığ ki, bir kez olsun dolu dolu konuşanını görmedim. Ya saçlarının boyasını ya sevgililerini ya da modayı konuşuyorlar. Tamam, bunlar benim de sıklıkla konuştuğum konular. Ama bu 18 yaş grubu "sürekli" bunları konuşuyor. Dip boya ne kadar, hangi kuaför en iyi yapıyor, kim kimin sevgilisini çalmış, ya da Guess çantaların yeni modelleri nasılmış sorun 5 saniye içinde cevap veriyorlar. Ancak çok basit bir formülde verileri yerine koyup sonucu bulmaya gelince iş sadece suratıma bakıyorlar. Altını çiziyorum bunlar mühendislik öğrencisi! Daha birinci sınıflar falan ama çarpım yapmayı beceremeyen insanlardan nasıl mühendis olacak bilemiyorum! Özel üniversitede sadece taban puanı geçip gelen bir sınıfın olduğunun da farkındayım ama bu kadar çoğunlukta olması geleceğe dair beni endişeye düşürüyor. Bazen öyle şeyler soruyorlar ki duymazlıktan gelip başka yöne yürüyorum, hani o kadar saçma ki 2 dakika sonra söylediğinin saçmalığını anlayacak sormayacak diyorum. Yok olmuyor, masama gelip soruyu tekrarlıyor. "Hocam bu termometre ölçüm yapmıyor, bozuk" diyor. Elinde kutusundan çıkarılmamış bir termometre!! "Hocam ben bu formülün çözümünü yapamıyorum. Bir bakar mısınız?" diyor. Bakıyorum, formül şu 8=A/3, burdan A'yı bulması isteniyor! Evet, yapamıyorlar bunu. Düşünmüyorlar çünkü, emeksiz sonuç elde etmeye alışmışlar. Ne isterlerse önlerine sunulmuş, ya da istemeye değer görmemişler birçok şeyi. Aslında hepsi potansiyelini keşfetse zehir gibi çocuklar olur. Ama onlar potansiyellerini saç boyası üzerinde değerlendiriyorlar. Hem kimya mühendisliği okumak niye ki, yakında saç mühendisliği çıkar onda kariyer yaparlar!

28 yorum:

gözde dedi ki...

Uzun bir süre yurtdışında kaldım Çillicim ve çok iyi gözlem yaptım. Türk insanı inanılmaz akıllı.Amma velakin bu aklı hep yanlış yönde kullanmayı tercih ediyor. Zira çalışkanlık zekadan bu yüzden daha önemli bence.

YILDIZ dedi ki...

Çilli yazının son kısımlarındaki örnekleri okudukça hayretler içinde kaldım,nasıl,nasıl diyerek.En basit işlemleri bile yapamamak.

Haklısın konuşulan konu bunlar,bizim kuşağımızla birlikte popüler kültür her yeri sardı.Aptallaştırma politikaları gerçekten işe yaradı.Bilinçli yapılan bu politika gençlerde özellikle etkili oldu.

Umudum çocukların daha farklı olması,daha açıkgöz şimdiki çocuklar.Umarım büyüme çağlarında gelişimleri güzel olur.

Suçlamak istemiyorum kendimi bile eleştiriyorum.Eskiden daha mantıklı kitaplar,yazılar okurdum.Şimdi daha popüler şeyler peşinde olduğumu görüyorum.Çünkü kafanı çevirdiğin her tv programı,internet v.b. seni bunlara yöneltiyor.

Konu çok derin üzerine oturup düşünecek,yazacak çok daha fazla şey var.

NiLaY dedi ki...

bu ogrencilerden bende de var cilli :( ve ne yazik ki her bir nesil bir oncekinden daha bos daha ilgisiz olarak geliyor..

Aslı dedi ki...

Ben öğretmenlikte 3. yılımdayım. Önce inanamadım, çalıştığım okuldan kaynaklanıyor sandım. Sonra baktım her yerde aynı sorun var ve her geçen yıl daha da beter oluyor. Aileler felaket durumda, boşanmış, dayak var, çocuğunu kaçıran bile var... 6 çocuklu bir ailenin çocukları bizim okulda, çocuk esirgeme kurumuna verilecekler muhtemelen... Artık eskisi kadar ağlamıyorum okulda, alışmaktan değil de umudumu kaybetmekten galiba... Bomboş nesiller geliyor ve ileriki yıllar için korkuyoruz...

kara kitap dedi ki...

çok doğru bir tespit olmuş.ben de otobüste falan gördüğüm gençlikten pek ümitli değilim.ama bu devletin bir politikası.sığ ve düşünmeyen bir gençlik yetiştirmek.

Haydins dedi ki...

Ahh çillicim ahh..
Ben sonucu biliyorum ayrıca :)

Marjo on makeup frenzy dedi ki...

Ah canım.. Seni o kadar iyi anlıyorum ki.. Al benden de o kadar bu sene. Gerçi ben sadece 1 ders veriyorum bu dönem ve yemin ederim yaşam enerjimi sömürüyorlar. Ya bu senede bir şey var, okuldaki öğrencilerin seviyesi çok düştü ya da benim tahammül sınırım.. Herkes pazarlık peşinde, nasıl olsa da dersten kaçsak deneyi yapmasak planları yapıyorlar. Daha da kötüsü ya ilgisizler ya da cahil, tam karar veremedim. İlk defa öğrencilerim bu kadar aptal insan olmaz dedirttiler bana. Ya her stepi açık açık tahtaya yazıyorum, ingilizce türkçe anlatıyorum, yemin ederim şekil bile çiziyorum, şu tüpten şu tüpe dökülecek diye, o kadar basit anlatıyorum hala aralarında bazı beyinsizler çok başka şeyler yapıyor. Mesela 100 ml su kullanacak ama 500 ml almış ve yanlış diyorum, kendisinin doğru olduğunu iddia ediyor, tahtaya öyle yazmışım ama nedense ben tahtada 100 görüyorum!! Ya da yeşille beyazı karıştıracak ve yeşil solüsyon oluşturacaklar, kızın solüsyonu beyaz ve karıştırdım diye iddia ediyor. Sınıftaki diğer 20 kişinin yeşil, onunki nasıl olmuşsa beyaz ama o doğru yapmış! Anlattıkça tansiyonum çıktı.. Ben en son onlara artık deneylerin sonuçları 50, raporlarınız 50 puan olacak, deney sonucu çıkmayan ertesi gün gelip tekrar, çıkmazsa tekrar, çıkmazsa tekrar gelecek ona göre lab.a dikkatinizi ya vereceksiniz ya vereceksiniz dedim, despot oldum ama tükendim 3. haftada :S

nymphea dedi ki...

Yurt dısından gelip Türkiyeye yerleştikten sonra özel bir okulda öğretmenliğe başlayıp öğrencilerine ödev verek bir arkadaşım velilerin tepkisi üzerine müdür tarafından azarlanmıstı. Çünkü o okulda ödev verilmiyormuş..Çok şaşırmıştım. İşte böyle bir nesil büyüyor...

gorkem dedi ki...

yasadigin bu anlari sanki bi yerlerden hatirliyorum, ve heryerin boyle oldugunu gormek, hatta senin ogrettiklerindekileri degil de ogrendiklerindeki sorunlari gormek, bu mudur diyor insan.

Kitap Kurduyum Ben dedi ki...

Gerçekten de çok haklısın Çillicim!Ben de işyerimde sürekli insanlarla olan diyaloğum dolayısıyla bunu çok güzel gözlemleyebiliyorum.Bizim insanımız kafasını çalıştırmayı ya da yormayı hiç sevmiyor!Saraya gezmeye geliyorlar,sordukları soruları bir duyman lazım.İnan tez konusu olur bu sorulardan!O kadar vahim bir durum ki bu!

bahar dedi ki...

18 yillik bir muhendis olarak, icim sizladi :(

nilo dedi ki...

Canım ya o tiplerle bende uğraştım uzun bir süre sonra ne yaptım bıraktım öğretmenliği özel sektöre geçtim, tabi zro yanları var her işin olduğu gibi ama yine de tavsiye ederim;)

gly dedi ki...

canim, Bilkent'te asistanlik yaptigim sirada cok yasamiyordum ama buraya geldim, bin beterlerini gordum. bunlar liseden sonra matematik dersi almiyorlar o yuzden istatistik yapamiyorlar diye kendimi avutuyorum konuyu kapatiyorum artik ama senin muhendislik ogrencilerinin boyle yapmasini cok uzuldum.

seda dedi ki...

Çillicim özel üniversitelerde gayet yaygın görülen bir durum maalesef,staj yaparken termodinamik ne demek diyen
4.sınıf kimya muhendisliği öğrencisi gördüm ben

JuVeNiL dedi ki...

canım çilli yerden göğe kadar haklısın,ben hemen hemen bu dönemle 2.üniversite sevdası yüzünden beraber okuyorum,biyoloji öğretmenliği stajı yapacağız,hocalara kotla gidebilir miyiz diye sorarken,en önde ders dinlerken ruj çıkarıp sürüyorlar,daha da süperi kırmızı oje sürüyorlar..!en öndee! "napıyorsun?" dediğimde,sanki o çok doğal bir şey yapıyormuş gibi,ben ters bir şey söylüyormuşum gibi bakıyorlar,bu yüzden adım "asabi!" okulda.. Yarın biz de ders anlatmaya başlayacağız,ben ders anlatırken bir kız rujunu çıkarıp sürse,ben ne anlatsam boş derim bu sınıfa ve çeker giderim.. O kadar sığ ki, 2001 de mezun oldum liseden;ama o sıralardan çok cocuksu,idealist,aynı zamanda olgun ve amaçları olarak mezun olan son bireylerdeniz sanırım.. Çok haklısın!

ursula dedi ki...

gerçekten insan umutsuzluğua düşüyor.. bir de bize derlerdi 80 sonrası apolitik, hazırcı, tembel diye.. ama bizden sonraki nesil çok daha fena.. özellikle yurtdışına gelip de burda kendimden gençlerle vakit geçirmeye başladıktan sonra türk gençliği denen şeyin ne kadar umutsuz bir durumda olduğunu gördüm. bizdekilerin tek fikri ayağındaki coverse, cebindeki iphone.. burda insanlar bi eşofman üstü, bir eski jean ile derse geliyor ama oturup seninle çatır çatır türk politikası konuşabiliyor. bütün haberleri takip ediyor..müthiş okuyor.. sorguluyor. ama nihayetinde sonuç onlarda değil, onları böyle yetiştiren ebeveynlerinde..
neyse çok uzun bi post oldu.. çok güzel yazmışsın..

JuVeNiL dedi ki...

http://thespoilsport.blogspot.com/2010/02/my-apologies.html konu ile ilgili kısa bir süre önce kimya doktorasını almanyada yapan arkadaşımın yazdığı yazı! bilginize çilliims:D

beetlejuice dedi ki...

Gözdecim, ben de farkediyorum, hepsi inanılmaz akıllı çocuklar, cin gibiler. Ama akıllarını doğru yönetemiyorlar, yazık oluyor hepsine.

Yıldızcım, onlar şöyle yapıyor böyle yapıyor derken kendimi onlardan çok farklı bir yere koymuyorum. Ben de potansiyelimin tamamını kullanmıyorum, ben de zaman zaman içi boş işler yapıyorum ama benim önüme fırsatlar sunulmuyor. Ben tırmalıyorum elde etmek için, beynimi zorluyorum. Umudum çocuklarda benim de, doğru yönlendirilirse bu neslin çocukları hepimizden zeki olacak.

Nilaycım, ne kadar üzücü bir durumun içindeyiz. Her sene geriliyoruz ilerlememiz gerekirken:(

Aslıcım, bence bu durumun suçlusu gençler, çocuklar değil. Orta yaş grubu o kadar sorumsuz ki onların mantıksız davranışlarının acılarını çocuklar çekiyor. Zengin muhitlerde çocuğunu paraya boğup ilgilenmiyor, fakir kesimlerde dayağı seçiyor. Çocuklardan önce ailelerin eğitilmesi lazım.

Kara kitap, dersle ilgilenmeseler bir nebze anlayacağım ama bu nesil kendileri haricinde hiçbir şey ile ilgilenmiyorlar. Ha cansız bir nesne ha onlar!

Serpil Haydin, sana 100 veriyorum çocuğum. Afferin:)

Marjocum, 2 saatlik ders sonunda 10 saatlik yorgunluk çekiyorum. Aynen senin gibi biz de sözlü anlatıyoruz, tahtaya yazıyoruz, tek tek anlatıyoruz. Ama yok, sonuç sıfır. Birinci sınıf öğrencileri anlamayabilirler çok normal ama bana sorduğunda yanlışını düzeltiyorum tatmin olmuyor. Doğru cevabı vermemi istiyor. Hiç emek sarfetmeden doğru sonuca ulaşıp gitmek istiyorlar. Muhakeme yeteneği olmadan üniversite mezunu olunmaz!

Nymphea, yok artık! Eee bu çocukların beyni nasıl çalışacak, Aşk-ı Memnu'da Behlül'le Bihter nasıl kaçamak yapabilirler diye düşünerek çalışmıyor bu beyin hücreleri, nasıl pratik yapacaklar öğrendiklerini. Sistem toptan yanlış.

Görkemcim, cidden bu mudur, benim çocuğumun öğretmenleri bu gençler arasından mı çıkacak? Ben bu gençlere mi muayene olacağım ilerde? Bilemiyorum ki...

Kitap Kurduyum Ben, canım her zaman söylerim, herkes herşeyi bilmek zorunda değil. Ama herkes birşeyler bilmeli. Basit bir matematik işlemini, tarihte önemli bir olayı, Fransa'nın haritadaki yerini bilmiyorsan ne amacı var ki okumanın?

Baharcım, hele sizin gibiler hiç kalmadı artık. Eski mühendislik mezunlarıyla konuşurken ben bildiklerimden utanıyorum.

Nilocum, sabır sürahim çok feci doluyor zaten:) Verdiklerimin işe yaradığını görsem, birine birşeyler öğretebilsem motiasyonumu kaybetmeyeceğim ama yok nerdee:)

Gülaycım, bizim gençler ÖSS'ye kadar zehir sonrasında fıs! Eğer sen 3 saatlik bir sınavla geleceklerini belirlersen çocukların, onlar da o sınavdan sonra beyinlerini resetleyip hurdaya çıkarırlar işte. Bir sınav için değil hayat boyu çalışmayı öğretmek lazım daha çocukken.

Sedacım, oy oy oy, verdiğin örnek içler acısı. Termodinamiği bilmeyen bir mühendisin diplomasının gazete kağıdından daha fazla değeri olamaz.

Juvecim, ahh evet bu öğrenciler! Bir elinde ayna bir elinde ruj, ya da iphone en olmadı bir dergi. Ama derse dair hiçbir şey! Bunlar öğretmen olacak, doktor olacak, mühendis olacak ama nasıl? Hasta acile geldiğinde dur bir rujumu tazeleyeyim mi diyecekler?
Arkadaşının yazısını da hemen okuyorum canım:)

Ursula, en büyük endişem yabancılarla aralarındaki uçurumun giderek açılması. Hani hep Amerikalıların zekasıyla dalga geçerler ya bir gün biz de o duruma gelmezsek iyidir. Türk gencinin aklının giydiği ayakkabıdan, cebindeki telefondan daha önemli şeylere de çalışabileceğine inanmak istiyorum.

Adsız dedi ki...

Nasıl da haşmetli bakmış, güzeller güzeli Atam... kitabın olmadığı zamanda 4000 küsur kitap okumuş adam, her konuda geliştirmiş kendini. modayı da takip etmiş, kesinlikle şık bir insan. demek ki herşey bir arada yapılabiliyor.
ben de doktora yapan bir matematik öğretmeniyim, aynı zamanda öğrencilerimin gözünü gönlünü açmak adına şık ve bakımlı olmaya çalışırım. öyle bir model alıyorlar ki... iş biraz da topluma önderlik edecek kişilerin hal ve hareketlerine dayanıyor diye düşünüyorum...sevgiler...

beetlejuice dedi ki...

Adsız, %100 derse boğulmak, hayatı kaçırmak, kendine bakmamak da çok yanlış. Her şeyi bir denge içinde yürütmek gerek. Sadece kendilerini düşünenleri eleştirdiğim gibi kendini düşünmeyip gece gündüz çalışanları da eleştiriyorum. Ve verdiğin örnek çok güzel, 4000 kitap okumuş, kendi kitap yazmış ama tarihinin en şık ve en modern lideri olmuş Atatürk'ün evlatları olarak bizim de biraz ona benzememiz gerekiyor.

April dedi ki...

Off Çillicim of...
Ben 23 yaşındayım, kendi neslimden nefret ederim...Apolitik ve kültürsüz olduğu için...Demek bizden sonrakiler daha felaket...
Ben Mülkiyeliyim ve, SBF'deki ilk yılında, bu fakülteye 'yanlışlıkla' geldiğini söyleyen genç kızlarımızla aynı sıraları paylaştım inanabiliyor musun ?
'Nasıl yani?' dedim, fakültenin isminden ne olduğu belli değil mi ?
Uluslararası İlişkileri, uluslararası şirketlere direkt yönetici yetiştiren bir bölüm sanmış kendileri...
Lakin okudu bu kızcağız, mezun olamıyor şimdi, ne olacak ?
Çok dertliyim gençlikten çok.

beetlejuice dedi ki...

April, canım ağzım açık kaldı yazdıklarını okurken. E be kızım, hadi bölümü bilmiyorsun Mülkiye'yi de mi bilmiyorsun? Kaç genç var orada okuyabilmek için gece gündüz çalışan, ne diye onların önünü kesiyorsun? Gençlerdeki kısa yoldan köşeyi dönme isteği de beni çok üzüyor. Bölüme yeni giren öğrenciler gelip hocam bu meslekten ne kadar kazanılır, en çok para hangi sektörde diye soruyorlar. Ben 1. sınıftayken ders planına bakar 3. sınıftaki derslerin içeriğini okurdum, neler öğreneceğim diye. Mezun olana kadar da ne kadar kazanacağım kaygısı yaşamadım, iyi bir mühendis olabilmekti tüm derdim. Bir devir kapanıyor galiba, devir çok para kazanma devri.

cecilia dedi ki...

çillicim gene ne kadar doğru yazmışsın ya bende artık inanamıyorum 90 jenerasyonu felakett özellikle, tabi böyle olmayanları tenzi ediyorum ama bunlar diyelim mezun oldu ve adları da mühendis(!) oldu İş nasıl bulacaklar bu kafayla tabiki babalarının fabrikalarında işyerlerinde belki torpille mühendisim diye hava atacaklar sonra televizyonda garip bir haber duyduğumuzda aa bide mühendismis koskoca bide doktormuş zartmuş zurtmuş nası yaparmış yok kardeşim yok önce hayat okulunu bitircek karakter diploması alıcan :) yani özel okullarda okuyanlar daha doğrusu aklı olmayıp parasıyla okuyanlar ben oldum demesin önce adam olsunlar..Yazımın başında da dediğim gibi böyle olmayanları tenzi ediyorum :)
Ve seni kocaman kocaman öpüyorum çillicanımm :)

beetlejuice dedi ki...

Cecicim, içlerinde elbette aklını doğru yolda kullananlar da var ama çoğunluk günlük yaşayıp geçiyor. İlerde muayene olduğum doktorların, evimin projesini çizen mimarların bu öğrenciler olmasını istemiyorum. Güvenim yok onlara. Ben de öpüyorum canım:)

Prima Donna dedi ki...

:(

beetlejuice dedi ki...

Prima Donnacım, kesinlikle:(

POLLYANNA dedi ki...

Nekadar da haklisin , kafalar baska yerlerde, hani ozgurluk var ya artik nasil bir ozgurlukse bu ben halen anlayabilmis degilim boyutunu ...Ben de isletme mezunu olmama ragmen okurken Ingilizce Formasyon almistim hani bir bayan icin en ideal meslek diye, tabi staj yaptim ozel bir okulda ve sonra dedim ki yok yok hayatta olmaz aman tanrim kabustu hatirlamak bile istemiyorum ...Allah sabir versin diyorum

beetlejuice dedi ki...

Pollyanna, öğretmenlik kolay diyip burun kıvırırlar hep oysa ki öyle zor öyle emek gerektiren bir meslek ki. Açıkçası ben de öğretim üyesi olurum diyordum ama yok illalah dedim, diplomamı alır almaz kaçacağım:)