20.11.2010

Dubrovnik rüyası-2. gün

Dubrovnik'te uyandığım ilk sabahta suratımda hala aynı salak gülümse vardı. Diğer Türkler "Ne kadar çok yere gitsem kardır" mantığıyla kendini tur otobüslerine atarken biz Old Town'a yola koyulduk.

Kurban bayramı olur da kurban konseptli heykel olmaz mı? Herşeyi kafadan atan tur rehberleri gibi olayım ben de, "Görmüş olduğunuz heykel 1700 yılında Bizans zamanında (1700 ve Bizans?? Aynen dedi bunu biri:)) şehre giren ilk Osmanlı'nın (Bizans'tan Osmanlı'ya geçtik) 1807 yılındaki (1700'den 1800'e geçtik ve küsuratlı söyleyeyim ki attığım belli olmasın mantığı) Kurban Bayramı'nda kestiği koyunu anlatmaktadır"


Stradun Caddesi'ne girer girmez biraz yürüyünce sağdaki dondurmacıdan dondurmalarımız. Lezzeti 10 üzerinden 6. Ama bana Türkçe "1 top 10 kuna abi" diyen satıcıya 10 üzerinden 10:)



Dubrovnik'e 1 saatliğine de gelseniz mutlaka yapmanızı tavsiye edeceğim şey sur gezisi. Toplam mesafe 2 km olsa da, inişler çıkışlar merdivenler pestilinizi çıkarsa da kesinlikle değiyor. Dubrovnik'e tepeden bakmak, sokaklarında yürürken göremediklerinizi görmek için muhteşem bir fırsat.


Ve flaş flaş flaş! Çilli'nin kafasına çiçek, böcek, ördek yerleştirmeden koyduğu bir fotoğraf:)



 Sokaklar, sokaklar, sokaklar...


Teyze surun dibinde oturuyor. Önünde uçsuz bucaksız Adriyatik denizi. O ne yapmış? Paçalı donunu asmış pencerenin önüne, güneşe karşı etrafı seyrediyor:) Vayy bee teyze, hayatının kıymetini biliyor musun acaba? Hadi onu geçtim, oturduğun evin 2 milyon euro olduğunu biliyor musun?:)


 Aha bir diğeri de nohut ıslayıp koymuş surun dibindeki evinin penceresine. 

 Doorstepping'de görüp vurulduğum, bulabilir miyim acaba dediğim Buza. Bu surun tepesindeyken ilk keşfediş anım.

Bu surdan inip aramaya başladığım ilk an.

Hala arıyorum.

Hala...


Ve hala...


Voilaaa! İşte karşınızda Buza. Ömrüme ömür kattı, burası sayesinde en az 10 sene daha uzun yaşarım:) Tatilde aynı yere iki kere gitmem kuralını bile bozdum onun için. Hazine arar gibi aradım yerini ama kesinlikle değdi. Gitmek isterseniz, koyduğum fotoğrafları arayın Dubrovnik sokaklarında:)


2. günün yemek adresi Kamenice oldu. Balık yemek için listemde yazan yer Lokanda Peskarija olmasına rağmen, Türklerin orayı istila etmesinden ötürü daha sakin olan Kamenice kazandı kalbimizi. Görmüş olduğunuz tabaktaki ahtapotların %95'ini itinayla hüplettim. Hatta bir sonraki Dünya kupasında maç sonuçlarını midemde yüzen yüzbinlerce ahtapotcuğa sorabilirim:) Kamenice de lezzet konusunda yüzümüzü güldürdü, cüzdanımıza ise kahkahalar attırdı:)


Gitmeden önce en çok merak ettiğim konuydu yemek fiyatları. O yüzden kendimce bir amme hizmeti gerçekleştirdim ve kapıların önüne koydukları menülerin fotoğraflarını çektim. İlki Lokanda Peskarija'daki, ikincisi Kamenice'deki fiyatlar. Tıklayın büyüyüversin:)


İçimde ahtapotlar, yüzümde gülücükler ile ikinci günümüzü de bitirdik. E artık başka ülkelere de şans verelim diyip 3. gün soluğu Karadağ'da aldık. 3. günü bekleyin anacııııım:)


8 yorum:

Bellek Kutusu dedi ki...

Fotolar süper Çilli'cim, bu arada ahtapotlar afiyet şeker olsun, nefis gözüküyor hakikaten:)

FerahFeza dedi ki...

Takipteyim Cilli'cim, bende gitmek istiyorum bi gun,o zaman da yazini acip okurum :)

JuVeNiL dedi ki...

cillinin eeennnn fotografli blog yazisi:):):) gerisini de bekliyorum..

beetlejuice dedi ki...

Kutucum, gözüktüklerinden daha şahaneydiler, Adriyatik'in ahtapotu ayrı bir leziz oluyormuş:)

FerahFezacım, inşallah hemencecik gidebilirsiniz canım oralar daha bozulmadan, kirlenmeden. Cennet gibi bir yer:)

Juvem, ben sözümü tutarım. Bol bol fotoğraf çekme sözü vermiştim, yaklaşık 500 adet fotoğraf var elimde:)

Aslı dedi ki...

Çillim twitterdan cevap yazmıştı ama gördün mü bilmiyorum... Ankarada hem bilgisayardan nete giremedim, hem de Dubrovnik hakkında emek emek yazdığım bir word dosyası vardı bilgisayarımda, onu eşime buldurtamadım:(( Ama zaten en güzel yerleri gezmişsiniz, güzel bir tatil geçirmişsiniz çoooook sevindim!!!

MAVİANNE dedi ki...

harika yerler
güzel geçmiş gezi
sayende ben de görmüş oldum oraları
kardeşim de bayramda oralardaydı

beetlejuice dedi ki...

Aslıcım, sen yine de yazıyı bulursan gönder bana. Dubrovnik'e daha çoook giderim ben:)

Maviannecim, bayramda tüm Türkler ordaydı sanki. Hırvatça'dan çok Türkçe duydum:)

happy dedi ki...

ne tatlı bir anlatım tarzın var çilli....bütün bloglarını okudum nerdeyse=)