29.11.2009

Pufidik pufidik

Ev giyiminde en önemli parça ayağıma giydiklerimdir benim için. Kışın kalın çorap, patik, hayvan görünümlü terlik, ev botu ne varsa geçiririm ayağıma. Atalarımız boşuna dememişler kafayı serin ayakları sıcak tutacaksın diye:)


Bu pembeli grili, pullu şıkırdaklı ev botları erkek arkadaşımın hediyesi. Ayaklarım sıcacık bu güzellerin sayesinde. Almak isteyenler için adres Twigy;) Laf aramızda, bot eşofman uyumum da yıkılıyor:))

27.11.2009

Ellerimde çiçekler:)


Kapı çaldı. Babam açtı. Adımı duydum, bir de paket kelimesini. Aklıma ilk gelen Strawberry oldu. Siparişim de yoktu oysa ki, nasıl gelecekse artık paket:) Babam elinde bu güzellikle odaya girince jeton yine düşmedi. Babama bayram için gönderdi biri herhalde dedim. Banaymış:) Güzeller güzeli prettyim ve biricik Büşra ablamdanmış:)

O an yaşadığım duyguları anlatacak kelime yok dağarcığımda. Dolan gözler, sırıtan bir yüz, boğazımda bir düğüm. Hem çok mutluyum hem oturup ağlamak istiyorum. Daha birbirimizin yüzünü görmeden, sadece sesini bildiğim ama çok sevdiğim birinden almak bu çiçekleri o kadar anlamlıydı ki. Hala durup durup sırıtıyorum:)

Bu blogu açmaya karar verdiğim gün böyle bir arkadaşlığa sahip olabileceğimi hiç düşünmemiştim. Prettymi, paylaştıklarımızı, kelimelerini ve güzel ablasını hayatıma soktuğu için blog dünyasına teşekkür ederim:) Çok seviyorum sizi. İyi ki varsınız, iyi ki sizi tanıdım. Çok çok teşekkür ederim size Prettyim, Büşra Ablam:)
Not: Prettym, fotoğrafta kapalı görünen o çiçekler sabah uyandığımda açmış ve pespembe olmuştu:) Uzaktan çiçek rengi de mi değiştirebiliyorsun sen yavrucuğum:))

İyi bayramlar:)


Hepinize bu kuzucuklar kadar tatlı, pofuduk, güzel bir bayram diliyorum. Maalesef yine apartman aralarında, sokaklarda hayvancıklara kıyanlar var:( Bir dahaki bayramda bu görüntüleri görmemek dileğiyle.

26.11.2009

26...



26 Kasım 1983 11:45... Çilli'nin çilli annesi bir gece önce yatılı misafir ağırladığından çok yorulmuş ve küçük Çilli daha 20 gün sıcak sıcak içinde taklalar atacakken erken doğum yapmış. O gün doğan çok saçlı, pembe yanaklı, çirkin şey bugün 26 yaşında kocaman kız olmuş. 10 sene önce, 26 yaşında kendimi evli, barklı, belki de çocuklu, işi gücü olan biri olarak hayal ederdim. Oysa ki 26 yaşıma hala Sünger Bob izleyen, bonibon yiyen, annesinin kucağına oturup kendini sevdiren koca kazık olarak giriyorum:)

6'lı sayıları çok sevdiğimden ve bana uğurlu geldiğine inandığımdan 26. yaşımı kollarımı kocaman açarak karşılıyorum. Bu yaşım çok güzel olacak, çok güzel şeyler yaşayacağım ve çok mutlu olacağım. Biliyorum:) Doğdum ben, kutlu olsun:)

Fotoğraf: pasta

20.11.2009

Söyle buldun mu aradığın aşkı?


Fotoğrafta sol tarafta görülen ikili 3 gündür bu şarkıyı söylüyor bana. Evet cicim buldum aradığım aşkı, çok feci aşk yaşıyoruz hem de.

Elf... Senle ilk günden beri yürümüyordu zaten, sen de farkındaydın. Uymuyorduk birbirimize. Çoğu zaman canımı yakıyordun. Gözlerim yaşlı gezdim senin yüzünden uzun süre. Güzel kokuyordun ama her şey dış görünüş değil ki. Söylediğin şarkıya "Sen de benim hatalarımdan birisin" diye cevap veriyorum. Başka tenlerde mutlu olmanı dilerim:)

Maybelline Everfresh... Seninle her şey çok güzel başlamıştı. Sanıyordum ki o sensin. Ömür boyu beraber olacağız sanmıştım. Ama olmadı, olamadı. Aslında çok sevdik birbirimizi, sen bana hep çok iyi davrandın. Uyuyorduk da birbirimize. Ama işte her şey akrabanı gördüğüm an tepetaklak oldu. Seni ailenden biriyle aldatmam hoş olmadı biliyorum ama aşk bu ne yapayım? İlk görüşte aşık oldum ben ona.

Maybelline Age Rewind... Aşığım sana doyamıyorum:) Ne de güzelsin sen öyle. Nasıl da uyuyorsun bana? Nasıl da yakışıyoruz birbirimize? Dokun, kokun, rengin ne harika. Seni Maybelline benim için doğurmuş canııım:)) Aramızdaki tek engel senin bu ülkede yaşamıyor olman. Olsun, kıtalar arası ilişkiler yürümez derler ama biz yürütürüz di mi canım? Özlerim seni, yolunu beklerim, geldiğin an sarılırım uzun uzun. Bu aşk ölümsüz olacak, inan bana. Yıllardır aradığım aşk sensin:)

19.11.2009

Kitap aşkı

Mimlere olan aşkımı dile getirdikten sonra mimler üzerime yağmaya başladı. Tutkum kitaplarla ilgili olan bu güzel mim Papatya Bahçesi'nin sahibesi Meltemcim'den, çoook uzaklardan geldi. Çok teşekkür ederim canım:) İşte Çilli'nin kitap aşkı:

1- Şuan okuduğunuz kitap ve konusu:

James Patterson- İlk Ölüm. Polisiye-gerilim okumayı sevdiğimi gören Juvemin tavsiyesi. Yeni evli çiftleri kendine kurban seçen bir seri katili yakalamaya çalışan bir müfettiş, bir adli tıp doktoru, bir gazeteci ve bir henüz daha ortaya çıkmayan karakterin hikayesi:)

2- En son aldığınız kitap:

En son Kültür Tv'den aldım 5 kitap. Sonu hüsranla bitti o hikayenin ama kitaplar güzel çıktı neyse ki:)

3-Şimdiye kadar aldığınız kitaplar içinde en sevdiğiniz :

Dönem dönem en sevdiğim kitaplar değişiyor. Ama en kıymetlisi Fakir Baykurt-Yılanların Öcü. Bana okumayı sevdiren, okudukça kafamın içinde bir film izlediğimi keşfettiren kitaptır kendisi. Okuduğum kitap babamın gençliğinden kaldığından ve kapağının abim ve ben tarafından bebekken özenle parçalanmış, sayfalarına sarmal çizgilerden ibaret güzide eserler çizilmiş olduğu için kıymetli:)



4-Bir türlü bitiremediğiniz, bitirseniz de illallah ettiren kitap:

Dostoyevski-Delikanlı. Tatilde havuz başında okumayı denediğimden midir nedir, kitap bitmek bilmedi. Her sayfada karakterlerin adlarını unuttum. Bu kimdi, şu kimdi, bu olay neydi sorularını kendime sormaktan kitaba konsantre olamadım. Yarım bıraktığım tek kitap, bir gün tekrar denemeli okumayı.

5- Elinizdeki kitap bitince okumayı düşündüğünüz kitap :

Ted Dekker-Oyun. Siparişimden kalan son kitap. Bu bitince tekrar bir kitap alışverişi yapmam gerekecek.

Bu mimi sesi soluğu hiiiiç çıkmayan Marjom'a paslıyorum. Bir hareket, bir ses, bir yazı bekliyoruz artık senden:)

17.11.2009

Lafımı da böyle yerim:)

Ugglar çirkin dedim. Yakışmayan giymesin dedim. Herkeste var cılkı çıktı dedim. Sonra gittim ne yaptım? Ugg'ın iki modelini beğendim:)


Hayatta %100 çirkin, %100 kötü olmadığının ve "asla" dememek gerektiğinin kanıtı olsun bu durum:) Gerçi bu kadar popülerken ben yine alıp giymem. Ayrıca 220 dolarlık fiyatı da aramıza mesafe koymamıza sebep oluyor ama güzel buldum bu iki modeli ne yalan söyleyeyim:)


Güzel bulmamın sebebinin de bir gaga, bir pençe gibi kavisli gitmeyen burnu olduğunu düşünüyorum. Hadi bakalım Ugg, ayağımda keyif çattığın günleri görebilecek misin acaba?:)

15.11.2009

21 soruda Çilli

Pofidik şekerim Pofişcim, mim gönderin banaaaa çağrıma uyup bana hemencecik mim yollamış. Teşekkür ederim şekerim:)

1)En son hangi ülke gündemiyle canını çok sıktın?

Açılım desem, domuz gribi desem, GDO desem, 5000 lira desem, ıslak imza desem...

2)En son hangi şarkıdan nefret ettin?

Murat Boz'un tüm şarkılarından. Şu an müziği bıraktığını açıklasa havada taklalar atarım.

3)En son hangi fast food ürününden tiksindin?

Fast food?Tiksinmek? Bu ikisi benim lugatımda yanyana bulunmaz:)

4)En son hangi sakatatı yedin ?

Hayatımda hiç sakatat yemedim. Adını okuduğum an içimden bir "böögh" yükseliyor.

5)En son hangi yerli şarkıyı beğendin?

Şu aralar Sıla'yı keşfediyorum. En son "Vur kadehi ustam"a bayıldım:)

6)En son hangi yabancı sözlü şarkıyı beğendin?

Britney Spears-3. Güzel olmuş, hoppidik bir şarkı.

7)En son hangi yerli filmi beğendin?

Hmmm, uzun zamandır yerli film beğenmedim sanırım. En son Ayakta Kal'ı izledim ve neden Türk filmlerini beğenmediğimi bir kez daha anladım:)

8)En son hangi yabancı filmi beğendin?

The Kite Runner. Güzel bir filmdi ama kitap kadar muhteşem değildi. Kitabın en can alıcı bölümünü filme eklememek gibi ölümcül bir hata yapmışlar.


9)En son hangi kitabı okudun?

Bin Muhteşem Güneş

10)En son hangi bilgisayar oyununu oynadın?

Jumpin Jack:) İlkokul seviyesinde oyunlar oynamayı severim ben:)

11)En son hangi mizah dergisini okudun?

Penguen.

12)En son neyden korktun?

Babamdan:) Gece üstümü örtmeye geldiğinde uyku sersemliğiyle hırsız sandım. Söylemesi ayıp, korkudan altıma yapıyordum:))

13)En son kime veya neye küfrettin?

Ayakta kal filmini izlerken sürekli biplenen küfürleri çözmeye çalışırken küfür ettim:)

-Ne dedi?

- s.tir dedi

14)En son neyden kaçtın (opsiyonel: koşarak ta olabilir)?

Ödev yapmaktan. Pöff!


15)En sevdiğin 5 film?

Selvi Boylum Al Yazmalım
A Perfect World
Click
Wall-E
A Day After Tomorrow

16)En sevdiğin 5 şarkı?

Ahhaa çok zor bir soru. Yaklaşık 30 gb mp3'e sahip birine bu sorulur mu? Aklıma ilk gelen 5'li.

Minnie Riperton-Loving you
The Cranberries-Linger
The Prodigy-Breathe
Sezen Aksu-Çocuklar Gibi
Sezen Aksu-Tükeneceğiz

17)En sevdiğin 5 yemek?

Oy bu da çok zor oldu:)
Her tür makarna (noodle, lazanya, fırında makarna...), karnıyarık, mantı, bamya (duyan herkes çok şaşırıyor:)) ve mercimek köftesi

18) En sevdiğin 5 isim?

Ege, Ada, Nehir, Duru ve Iraz

19)En sevdiğin 5 oyun (herhangi)?

Mario:), P.P.Hammer (var mı duyanınız?bileniniz?), Tabu, Okey ve Monopoly


20)En büyük korkun nedir?

Sevdiklerimin ölüm acısını yaşamak:( Allah'tan en büyük dileğim hiçbir kayıp görmeden kıyametin kopması!

21)En nefret ettiğin 5 klişe nedir?

"Yiyerek zayıflıyorum" (Günde 5 ekmek ye bakalım ne olacak:))

"Seviyeli bir beraberliğimiz var."(Pardon bacım, level kaç?)

"X bana kadınlığımı öğretti" (Yuh yani, bu nasıl bir laf:))

"Dersi derste öğreniyorum" (Hadi len, ben genelde ya başka bir şey düşünüyorum ya da bön bön bakıyorum.)

"Yemek yapmak benim için bir terapi" (Her gün 3 çeşit yap da göreyim seni)

Bu mimiiii sevgili arkidişlerim Yass ve Mervecik'e paslar, hepinizi öperim:)

13.11.2009

I love Mims:)

Uzun zamandır başka bloglarda yanıtlanan ama bana hiç uğramayan mim Nilocum sayesinde bana da paslandı. Ben bu mimleri pek bir seviyorum nedense:) Yollayın efendim her mimi bana da yollayın:) Yoksa size küserim:)

İşte cevaplarım:

-Bloguna neden bu ismi verdin?

Beni anlatan bir isim olmasını istiyordum. Kendime en çok yakıştırdığım iki sıfatı birleştirdim, blogumun adı oldu:)

-Blog yazarken star tribiyle davrandığın, istediğin olmazsa olmaz şeyler var mı?

Star tribini bırakın sessizlik bile aramam. Okulda iki dersin arasında, evde dizi izlerken, hatta biri yanımda benimle sohbet ederken bile takır tukur yazabilirim. Ama keyfim yoksa iki lafı bile bir araya getiremem.

-En son satın aldığın garip şey?

Aslında nesne olarak garip değil, C&A'dan kahverengi tayt aldım. Garip olan, taytın çocuk reyonunda olması ve de bacak boyunun abartısız 140-150 cm olması:) Gisele Bundchen giyse bile o tayt uzun olur:) Niye aldın derseniz, ucuzdu, güzeldi, terzi de yakındı:)


-Şeker gibi olduğun anlar?

Hava soğuk ev sıcakken, battaniyenin altında, yanımda dumanı tüten çayım, tabağımda kekim, kurabiyem, televizyonda da sevdiğim bir dizi. Pamuk şekeri gibi olurum o anlarda:)

-Arkadaşım artık sormayın şunları dediğin şeyler?

"Ne zaman evleneceksiniz?","Kaç sene oldu şimdi sizin?","Neden doktora yapıyorsun?","Doktora ne?", "Doktoran ne zaman bitecek?","Okul sana para veriyor mu?"....

-Aynaya bakınca gördüğün?

Yaz aylarında 100, kış aylarında 50 kadar çil, biri sağ gözümün yanında olmak üzere 3 adet gamze, ela küçük gözler, ufak bir burun, gülmek üzere yukarı kıvrılmış dudaklar... Gözleriminin etrafı da biraz kırışmış mı ne?

-Kendini okutan bir blog dediğin?

Listeme eklediğim her blog. Blog okumaya ciddi bir mesai harcıyorum. Ama derseniz ki en sevdiğin blog tarzı ne? Hayatından da bir kuple yazılarına serpiştiren bloglara bayılıyorum. Daha gerçekçi, daha sıcak geliyorlar.

-Bu blog sahibiyle karşılaşabileceğin yerler?

Kozyatağı ve Kadıköy civarları, İçerenköy Carrefour, Optimum, tabii ki pazarlar, Kadıköy-Ferhatpaşa minibüsleri...

And the mim goes to... Pretty for sure, Kozmosim and Gly. Umarım bu sefer mimi daha önce yapmamış birilerine paslayabilmişimdir:)

Not: Fotoğraflar alakaya çay demle:)

11.11.2009

Tülin Şahin oldum ben:)

Benim bu "Çişimi yapıyom çişimi yapıyom popom kuru kalıyoo" misali yiyorum yiyorum kilom aynı kalıyor durumumu açıklama zamanı geldi çattı. İsmi lazım değil kendisi pek bir pretty olan tatlı insan da merak edince nasıl olduğunu karar verdim kendimce uydurduğum formülleri yazmaya. Here we go:)

1-Azalan grafik: Bunu Tülin Şahin'den de duyduk. O kral, fakir gibi birşeyler diyordu ben azalan grafik diyorum:) Çok sıkı bir kahvaltıyla başlayıp acınası bir akşam yemeğiyle bitiriyorum günümü. Kahvaltımda reçel, Nutella bile var. Bir tost, beyaz peynir, nutella, reçel... diye giden bir kahvaltı menüm var. Öğle yemeğinde normal bildiğimiz yemek yiyorum. Akşam ise ya ton balıklı salata ya bir kase çorba ya da yulaf!

2-Aç uyu!: Bunu annemden öğrendim. "Karnım aç yatmazsam o günkü limiti aşmışım demektir" der. Ben de tok yattığım akşamların sabahında kilom değişmiş olarak uyanıyorum. Aç uyuyamayanlardansınız süt ya da meyve suyu gibi sıvı bir şeyler içip uyuyun.


3-Minikcik tabak: Öğle yemeğinde normal yiyorum dedim ya. Bunda Mandrake gibi bir illüzyon uyguluyorum:) Ufacık, tefecik, minnacık tabaklarım var. Normal bir tabağın yarısından bile küçük. O tabağa dağ gibi bir yemek koyuyorum. Aslında normal bir tabağı doldurmayacak miktar gözüme öyle çok görünüyor ki psikolojik olarak doyuyorum.

4-Tok açın halinden anlamaz: Kenan Doğulu ne güzel söylemiş: "Sen kendini bilicen, durma sınırını çizicen" diye. Durma sınırım tok hissettiğim an değil aç hissetmediğim an. Oyy ne doydum, ne de tokum dediğim an biliyorum ki ertesi gün tartıda "Ohh my Good!" naraları atacağım.

5-Move!Move!Move!: Günde 2 saat, haftada 5 gün mutlaka egzersiz yapıyorum! diyeceğimi mi sanıyorsunuz:) Vaktim olunca Leslie yapıyorum biliyorsunuz zaten. Ama bu aralar hem vaktim hem keyfim olmuyor. Ama 2 senedir her akşam dizi izlerken 50 mekik çekiyorum, 30 kere de popişimi sıkıp havaya kaldırıp indiriyorum. Klasik pilates hareketi işte:) Dizi izlerken hareketler zulum gelmiyor, hem de 10 dakika da olsa hareket etmiş oluyorum.

6-Bağırsak yönetimi: Benim bağırsaklarım dürtmeden çalışmıyor. Doktor ilaç kullanmamı söylüyor ama sevmem ben öyle her şey için ilaç kullanmayı. Eğer kabızlık sorunu çekiyorsanız uyanır uyanmaz 2 kuru kayısı, üstüne de kocaman bir bardak su. En mükemmel ilaç:)


7-Yağdır Mevlam su: Burda da kendi üst limitiniz önemli. Ben 4 litre su içerim bir günde, "Aaa Çilli 4 litre içiyormuş ben de içerim" diyip hücrelerinizi patlatmayın sonra:) Maksimum ne kadar içebiliyorsanız o kadar içmeye çalışın.

8-Balance: Blogda yediğim tatlıları, yemekleri görüyorsunuz. Onları yedikten sonra 2 gün vites küçültüyorum. Koca bir dilim pasta yedim diyelim, öbür gün daha hafif, sebze yemeği falan yiyorum. Böylece eksi artıyı götürüyor nötrlüyorum:)

9-Uzağı değil yakını: Böyle ahkam kesiyor da bu kız zaten kilolu değil ki demeyin. Öyle bir kilo alırım, öyle bir tombikleşirim ki bir ayda gözleriniz yerinden çıkar:) Benim kendime dikkat etmeksizin olduğum kilolar 60lı kilolar ama ben yıllardır 50'nin başlarındayım. Ordan buraya nasıl indim? Önce 60'ı hedefledim, 60 oldum, 58'i hedefledim oldum, 55 olacağım dedim oldum... 65 kiloyken ben 50 kilo olacağım derseniz hem motivasyonunuz düşük olur hem de o iş olmaz:)

10-Azıcık ucundan: "Ben rejimdeyim asla hamurişi yemem, karbonhidratla proteini karıştırmam"ın sonu elinizde kocaman bir kıymalı makarna bulmaktır:) Saldırıya geçmemek için azıcık ucundan canınızın çektiği şeyleri tırtıklamak lazım. Öğle yemeğinde makarna çıktı iş yerinde diyelim. 2 çatal indiriverin canım mideye. Akşam öğlen yiyemediğiniz makarnanın acısını Nutella kavanozuyla çıkarmaktan iyidir:)

Benim kendimce yaptıklarım bunlar. Gördüğünüz gibi ne mucize iksir var ne de bilmediğiniz bir şey. Ama kilo vermek isteyenlere motivasyon olsun. Benim çılgın iştahımla ben yaptıysam siz de yaparsınız. Ve bir anektod ile bitireyim, yıllar önce bir arkadaşım beni isim olarak bilmeyen birine benden bahsederken karşıdaki şöyle demiş: "Çilli? O kimdi? Haaa, şu .ötü kocaman olan kız!" İşte o kız bugün "Senin de kilo problemin yok. Ne şanslısın" denilen kız:)

10.11.2009

10 Kasım..


Sabah camdan dışarı gözleri dolu dolu bakan babam dedi ki:

"Kırmızı ışıkta bile durmayan bu ülkenin insanları 71 yıldır 9'u 5 geçe durup Ata'sını anıyor."

Başka söze gerek var mı?

9.11.2009

3. sayfa

Aslında elime gazete alıp okumuyordum. Hele ki 3. sayfaya hiç bakmıyordum. Önemli olayları bir şekilde duyuyordum zaten. Psikolojimi sağlam tutabilmek adına her sayfasına ayrı bir felaket haberi damlatılmış gazetelere olabildiğince uzak duruyordum. Dün katlanmış bir gazete görünce bir bakayım dedim. Ev ilanları, toplu konut ilanları arasında haber bulabilecek miyim diye bakarken gördüm onu. Hem de 3. sayfada.

Kore gazisi evinde ölü bulundu diyordu. Yaşadığı barakada diyordu. 3 gündür haber alınamıyordu diyordu. Bulunduğunda yarı çıplak, bir deri bir kemikti diyordu. Yazılar yeterince acı değilmiş gibi fotoğrafını koymuşlardı bir de! Yarı çıplak, savunmasız bir gazinin ölümünün ardından mahremiyetine saygı duymaya bile gerek duymamışlardı.

Sabah programlarının kemikleşmiş konuğudur. Eskiden şan, şöhret, para içinde yüzen ama şimdi beş parasız kalan ünlüler dertlerini anlatır, iş ister yapımcılardan. Ne zaman görsem onları içimde bir öfke kabarır. Zamanında servet denilecek paralar kazanmışsın ama birikim yerine dağıtımı seçmişsin, para suyunu çekince de bir çaren var. Çıkıp oraya buraya iş istemişsin. Oysa ki bu ülkede bir deste parayı bir arada göremeyen öğretmenler, gaziler, memurlar da var. Onların çıkabilecekleri, ağlayabilecekleri bir ekran yok. Onlara el uzatan yapımcılar da yok. En fazla çıkabildikleri yer ölümlerinden sonra 3. sayfa. Onda da ellerine kalan sadece tecavüz edilmiş mahremiyetleri.

Bir fotoğraf gördüm...3. sayfada... Lanet etsem bir şey değişir mi?

Görsel: Van Gogh

5.11.2009

Alamancı çikolatası

Nerde ne indirim var, hangi market nasıl bir promosyon yapmış, kaç alana kaç bedava tarzı fırsat haberlerini Donanım Haber'in forumundan takip ediyorum. Cumartesi akşamı yine oraya bakarken gözlerim faltaşı gibi açıldı. O gün Bim'de başlayan bir kampanyadan bahsediyorlardı. Almanya'dan ithal çikolatalar, kurabiyeleler en pahalısı 5 liraya satılıyordu. Tuttum babamın elinden "Çikolata baba, al baba, 4 yetmez 5 alalım baba" diyerek elimde koca bir poşetle eve döndüm:)


İçinde her birinden 2 çeşit olan kurabiye kutusu çayın yanında harika gidiyor. Bir de çikolata kaplı versiyonu varmış, heyecandan görememişim onu:)


Çikolatalar: Fındıklı bitter çikolata, kajulu sütlü çikolata ve kayısılı çikolata.

Bim'de kaldıysa eğer mutlaka denemenizi tavsiye ederim. Hemen kasanın yanında duruyorlar. Metro'da ise sürekli satılıyorlarmış. Hiç gitmedim Metro'ya ama yolu oraya düşenler görürlerse bu mamalardan kaçırmasınlar:)

4.11.2009

Promosyon büyük porsiyon küçük



Buger King'de iki menü bilmem kaç lira kampanyası varmış. Peh! 2 çift dışarı çıktığımız bir gün "Burger King'de kampanya varmış, hadi gidip bakalım" deme gafletinde bulunduk. Burger King'de son tecrübeme kadar aldığım hiçbir menüyü bitirememiştim. Burgerımın çeyreği, patatesimin yarısı tepsimde kalırdı. Kocamandı ekmekleri, etleri, tavukları. Vayy dedik ne güzel olmuş bu kampanya, doya doya yeriz. Aldık tepsilerimizi, oturduk yerimize. Açtık kutuları, kağıtları. Annnaaam! O da ne? Cücük gibi bir ekmek, ufacık bir et! İlk kez burgerımı sonuna kadar yedim, patateslerimi bitirdim, diğerlerinin patateslerinden de otlandım ve doymadım! Ufacık tabaklarda yemek yiyen, simiti bitiremeyen biriyim ben. Bakmayın oburum falan ama çok yiyemem. Benim az yiyen bünyeme bile ufacık geldi menü. Normal iştahlı hele ki çok iştahlı birini mümkün değil doyurmaz.

Burger King'deki hayal kırıklığından sonra canı cheeseburger çeken erkek arkadaşımla McDonald's a gittik. Tepsimizde duran cücük number 2 idi:) Abartmıyorum, 6-7 lokmada bitiyor burgerlar. Çocuk menüsü gibi bir şey olmuş.

Kampanya olması iyi hoş da menü boyutlarını yarıya indirmek hiç olmamış. Biri bana McDonalds veya Burger King menü boyutları eskisine dönmüş diyene kadar oralardan yemiyorum. Burgerlar özleşeceğiz bir müddet canlarım:)

2.11.2009

Kokulu mim

Uzun zamandır mimlenmiyordum. Yazılan mimlere gözümde yaşlar "Neden kimse beni mimlemiyor kiii?" diye bakarken hem Anne ve Kızları hem de Gly tarafından mimlendim. Mimimizin konusu sevdiğim kokular ve bana anımsattıkları. Hadi bakalım başlıyoruz:)

1. Annemin kokusu: Kullandığı parfümün değil direkt kendi kokusu. Özellikle kafamı gömdüğüm boyun kısmının kokusu. Güvenin kokusu odur benim için.

2. Evimin kokusu: Bana göre her ev ayrı kokar. Bazı evlere girdiğim an çıkma isteği duyarım. Aslında kötü kokmaz ama iter beni o evlerin kokusu. Kendi evimin kokusu ise bambaşkadır. Huzurun kokusudur.

3. Nutella kokusu: Kilomun izin vermediği günlerde açıp koklar koklar geri bırakırım. O nasıl bir kokudur öyle?
4. Elektrikli süpürge kokusu: Ne alaka diyorsunuz değil mi? Anlatayım, eskiden bizim külüstür bir süpürgemiz (bknz. fotoğraf) vardı. Annem onu çalıştırdığında eve bir toz kokusu yayılırdı ama kötü bir koku değildi:) Ah anlatamıyorum biliyorum ama çocukluğumu anımsatan güzel bir kokuydu benim için:)

5. Ütü-saç kurutma makinesi-kalorifer kokusu: Pazar akşamlarının değişmez üçlüsüydü ilkokul zamanları bu kokular. Kalorifer yanınca banyo yapılır, annem önlüğümü ütülerken babam saçlarımı kuruturdu. Her taraf buhar olurdu:)



6. Old Spice: İlkokula başladığımda annemin tayini bulunduğumuz şehre çıkmadığından geçici olarak dayımda kalıyordum. Sabah dayım işe gitmeden Old Spice kokusu yayılırdı etrafa. Bayılırdım kokusuna. Geçenlerde hem abime hem erkek arkadaşıma aldım ki her taraftan o koku gelsin. Sürmüyorlar hainler:)

7. Çimen kokusu: Taze biçilmiş olacak, yerlerde öbek öbek biçilmiş çimenler olacak, bir rüzgar esecek ve miiiiisss.

8.Temiz çamaşır kokusu: Tertemiz, hafif yumuşatıcı kokan nevresimler, tshirtler, hırkalar... Parfüm sürmeye bile gerek kalmaz onlar öyle kokarken:)

İlk aklıma gelen kokular bunlar oldu. Biraz daha zorlasam başkaları da çıkar eminim. Ben lafı fazla uzatmadan bu mis kokulu mimi Prettyme, Juve'me ve Şarlo'nun Kızı'na paslıyorum. Kokulu kokulu öptüm hepinizi:)