26.04.2010

Yaşasın damızlık kadınlar!



İki hafta önce okudum Feryal Gülman'ın röportajını. Tanımam, etmem, ilgilenmem. "Cemiyet hayatının" insanlarından biri işte der geçerim. İTÜ mezunu olduğunu görmem mi ilgi mi çekti, "Başbakan olabilirdim" başlığı mı bilmiyorum okudum röportajını. Şok oldum! Hatta dehşet içinde kaldım. Niye mi? Buyrunuz, direkt röportajdan alıyorum:

* Filmi geriye sararsanız hangi anı en ama en mutlu olduğunuz an?

- Elbette oğlumu kucağıma aldığım an. Yumurtalığımdaki bir rahatsızlıktan dolayı, uzun bir süre tedavi gördüm. Ona sahip olabilmek için tam dokuz ay yattım. Yedinci ay dolana kadar düşük tehlikesi vardı. Onu kavuştuğum anı, hiçbir şeyle mukayese edemem.

* Bir efsane gibi anlatılıyor, eşiniz doğumdan hemen sonra size, “Diyetisyene ne zaman gidiyorsun?” demiş, doğru mu? Üzülmediniz mi?

- Üzülmez olur muyum? Hastaneden yeni gelmişiz. Hamileliğim sırasında 30 kilo almıştım. Artık iştahım ne kadar açıksa ve masada ne kadar yedimse, eşim birden bana “Diyetisyene ne zaman gidiyorsun?” diye sordu. Çatal bıçak elimden düştü, kendimi çok kötü hissettim. 15 gün sonra da kendimi diyetisyende buldum. Ama oğlumu emzirdiğim için bir taraftan da sütümün kesilmemesi gerekiyordu. O yüzden, diyetisyen de özel olmalıydı. Hem kilo verdim, hem emzirdim. Altı ay sonra eski formuma geri döndüm.
 
Bu ne yahu? Bu nasıl bir adam? Hatta nasıl bir insan? Eşiniz çocuk sahibi olamadığından tedavi görüyor, sürekli yatıyor, düşük tehlikesi var ve doğumun ertesinde siz ona diyetisyene ne zaman gideceğini soruyorsunuz. Eyy odungillerin baş üyesi, bu kadın bu çocuğu tek başına mı yaptı? Bu kadın o kiloları keyfinden mi aldı? O sana sağlıklı bir evlat vermek için türlü ağrılar, türlü duygusal iniş-çıkışlar, vücudundaki değişimlerin getirdiği psikolojik sıkıntılar, anneliğe dair endişeler yaşarken sen oturup Fenerbahçe-Galatasaray derbisini izledin büyük ihtimalle. Sonra hoooop hazır paket bebek geldi kucağına. Yine değişmedi ama hayatın, gece ağladığında anne kalktı, anne besledi, anne uyuttu, anne yıkadı, anne eve hapsoldu. Sen agucuk gugucuk zamanlarında, "benim aslan oğlum" diye sevip "kesin Fenerli olacak bu oğlan" diye övünüp durdun. Sonra baktın karşına, eşin evlendiğin kadın değil. 80 kilo olmuş bir dev!! Iyyy, dokunasın bile gelmiyor içinden. Saçları da pek yağlı, yakasında da kusmuk kurumuş. Bak bak bir de ekmeğe yağ sürüyor dana! Eee, karılık görevini yerine getirmesi lazım hemen, Dur sen şuna bir laf sok! Hah şu an tam sırası, poğaçayı ağzına tıkacak bir şey söylemezsen. "Diyetisyene ne zaman gidiyorsun?"
 
"Çocuğumuzun aşısı ne zaman?" değil, "Bu gece ben ilgileneyim sen rahat uyu" değil, "Akşam hep beraber yürüyelim, birlikte vakit geçirmiş oluruz" değil. En kalasından, en odunundan, en kilosunu pasaklılığını yüzüne vuranından bir soru. Aaa pardon unutmuşum, biz damızlıktık değil mi?

NOT: Feryal Gülman'ın ailesinden bir kişi tarafından bilgilendirildim. Röportajda söylenenler ile yazılanlar birbirinden çok farklı imiş. Ayşe Arman ses getirecek şekilde kendince yorumladı herhalde. Yorumlarda kişi üzerinden değil de durum üzerinden gidersek daha iyi olur diye düşünüyorum. Kimseyi zan altında bırakmak istemem. Ah Ayşe ahh, kadına çemkirdik durduk senin yüzünden:)

29 yorum:

''çokoprenses'' dedi ki...

yaşa be çilli!!
gerçektn çok zor bi dönem dogum sonrası.alınmış kilolar,süt kokmuş pijamalar,dağılmış saç baş,morarmış göz altları.işte o an insan,dogru olmadıgını bilse de bikaç çift güzel söz duymak istiyor.

yesilerik dedi ki...

maalesef Türk erkeğinin %99u bu işte! kimsede fazlasını beklemesin tepki bu olmazda şu da olabilir ama bana kalırsa aynı kapıya çıkar
-aşkım sen bu aralar iyice şişmanladın
_???
_ saka yaptım ya alındın hemen

Haydins dedi ki...

Bende o yazıyı okudum kadın şikayetçi değil gibi bu sözden ama!! Hatta direk rahatsız değil.
Olmasın öyle , kabul etmesin bu lafları , iyi bir şeymiş gibi anlatmasın orada burada..

April dedi ki...

Off bu nasıl insan Çilli yaa...
Söyleyeceklerimi fazlasıyla yazmışsın tatlım...
Evlerden ırak, evlerden ırak...

Pell-in dedi ki...

ay inanamıyorum ya tam hayvanmış. adamı çok merak ettim. Göbekli falan bişeyse daha da fena

Otkradnati_ochi dedi ki...

Niye kendilerinin gelecekte yaşlandıklarındaki halini düşünmeden dengesizce laf ederler ki kolaymı bi çocuğu dünyaya getirmek bütün dertler bitti de zamanla veriledcek kilolarmı kaldı çocuğun sağlığından beslenmesinden dahamı önemli çok büyük düşüncesizlik ya =/

beetlejuice dedi ki...

Çokoprenses, okuldayken erkekler saç, sakal birbirine girmiş, paspal paspal gezdiklerinde projelerden, sınavlardan şikayet ederlerdi. Kıçı kırık bir projede o kadar perişan olanlar bir evlat büyütürken kadının bakımını ihmal etmesine nasıl tahammül edemiyorlar anlamıyorum.

Haydins, kadın kabullenmiş durumu, Ayşe Arman da olur mu öyle şey dememiş. İkisine birden çok sinirlendim. Bunu okuyan kaç yurdum erkeği karısına dönüp aynı lafı sarfetmiştir acaba?

Yeşilerik, kimse istemez evlendiği kişinin fiziksel değişime uğramasını ama beden eskiyen bir şey. Değişimi önlemek mümkün değil. Biz onlar göbeklenince aynı şeyi yapsak kıyamet kopar:)

April, bazı insanlar böyle işte canım, odungillerden:)

Pell-in, konu kahramınız bu:
http://www.jetsetistanbul.com/images/haberresim/feryal-kemal%20gulman%20(1).jpg
Kendisi dünya güzeliymiş di mi:)

Otkradnati_ochi, etme bulma dünyası, şimdi o adam evladından hayır görüyor mudur sormak lazım. Bir simulator olsa da erkekler de yaşasalar kadınların hamilelik sürecini, belki o zaman anlarlar.

Lucy dedi ki...

Çilli o röportajı okuduğumda içimden geçenleri dökmüşsün yazıya, ama gerçek aşk da o kadar iğrenç bi halde olsan bile eşinin gözünün içine aşkla bakması değil mi?? Bu kadın adına da üzüldüm doğrusu..O kadar para içinde yüz kocan sana bunları desin..Napıyım öyle zenginliği??

babyangel dedi ki...

parmaklarına sağlık çillim :) erkeklere çoğu zaman karşısındakinin insan olduğunu unutuyorlar..hatta onlar için dünya üzerinde yaşayanlar 3'e ayrılıyor,erkekler,insanlar ve kadınlar...çok acı!

seda dedi ki...

ben de bu röp.ü ilk okuduğum andan beri aklım da yer etti, resmen kadınlık gururum zedelendi! nasıl insanlar var bu hayatta! sadece kaşına gözüne evlenmiş demek ki güzelim kadınla!

poh poh perisi... dedi ki...

çillim ama o lafla doktora koşa koşa giden kadına da bir çift laf edilmeli :)

beetlejuice dedi ki...

Lucy, belki adamın sağlağı lüks hayat kulaklarını bunlara tıkamasına sebep oluyordur. Doğum kilosunu takan adam hasta olsan sana tekmeyi basar yahu:)

Babyangel, erkek egemen bir toplumda yaşadığımızdan böyle oluyor, ne yazık ki böyle olmalarına sebep olanlar da kadınlar. Benim ağa oğlum, benim paşa oğlum diye diye bu hale getiriyorlar.

Seda, benim gücüme gitti kadın rahat rahat anlatıyor. Adam için önemli olan yanında güzel bir cismin durması herhalde:)

Poh poh perim, öyle adama böyle kadın:) Tencere kapak olmuşlar:)

Adsız dedi ki...

Belki olay feryal hanımın anlattıgından daha farklı cereyan etmıs olabılır, bu röportaj esnasında ne evındekı duygulardan ne de karı-koca ılıskılerınden haberdarız.Feryal hanım eşinin aılesının cok cok kılolu oldugunu ve esının oyle bır aılede buyudugunu soyluyor..Bu haklı sebeptır denılemez belkı ama olayı kendı dunyamız cercevesınden ya da olaylara bakabıldıgımız ölçüden degerlendırmemız dogru olmayabılır dıye dusunuyorum.
Turkıyenın en ıyı gıyınen ve en cok para harcıyabılen kadınlarından bırı değil mi Feryal hanım?Ne diyor röportajda?
-Yurtdısındakı markalar, Türkiyede bır feryal hanım var dıyorlarmıs, o kadar cıddı bır harcaması olabılıyor.
Sizce kendısıne bu ımkanları sunan bır erkek esını bu denlı kırıcı bır seyı röportajdakı gıbı mı soylemıstır..Ben hıc sanmıyorum..
Tabıkı yazınızdakı sıtemınıze bende katılıyorum ama bu bızım dunyamızın yonunde boyle,unutmayın aramızda cıddı bır gelır farkı cıddı bır ortam farkı var.Yanı bızım dunyamızda ''kadın yorulur,kadın tum zahmetı ceker''
ama sanmıyorum kı eşi ,Feryal hanıma zorluklara sokmus olsun;)

Ben eğer kendi yörüngemden bakacak olursam,yazınız daha makul anlasılır;)

tesekkurler

Selin

Üfürükten Prenses dedi ki...

Allah dağına göre kar veriyor galiba.. Böyle adama böyle kadın.
Aşk evliliği olamaz bu,mantık evliliği muhtemelen.
Karşılıklı verilmiş teminatlar vardır.Bana çocuk doğuracaksın,her daim zayıf ve güzel olacaksın.Bende sana cemiyet hayatını ve parayı vereceğim.. Yoksa bir kadın neden böyle bir admala birlikte olsun ki..?
aklım almıyor..

beetlejuice dedi ki...

Selin, ilişkileri 3. kişilerin değerlendirmesi her daim yanlıştır. Dışarıdaki biri bilemez ne yaşanıyor aralarında ama rahat yaşantıyı, istediğini alabilecek parayı, hizmetçileri, bakıcıları sağlamayı bırak böbreğini verse sana hayatını bağışlasa dahi böyle bir davranışı haklı kılacağını düşünmüyorum ben.

Üfürükten prenses, bu buzdağının görünen yüzü bence, rastgele bir röportajda bunları rahat rahat anlatabiliyorsa anlatamayacağı neler yaşanıyordur aralarında. Para için böyle bir muameleye katlanıyorsa o kadına da denecek bir şey yok zaten.

priscilla dedi ki...

Çilli biliyorsun ki son yıllarda ülkemizdeki en meşhur sloganlardan biri "Türk kızları gitsin Rus kızları gelsin". Sanki erkeklerimizin hepsi birer Yunan heykeli, paçalarından zerafet ve centimlenlik akıyor, anlayış ve modernlik konusunda dünyada parmakla gösterilen muhteşem varlıklar.. Eee tabi böyle hem yakışıklı hem de kültürel gelişimde bir numara varlıklara Türk kızları gibi şişman, esmer/kumral, toplum baskısı ve erkek egemen anlayış yüzünden değil de kendi kendine keyfinden çekingen, pasif, nazlı, cinsellik konusunda çok kontrollü ve garantici olmuş dişiler yetmiyor. O kadar aşağılığız ki Türk kızları olarak, yerimiz bir varoş mahallesindeki derme çatma ev de olsa, boğazın ortasındaki yalı da olsa tek var oluş sebebimiz birilerini görsel, cinsel, midesel ve egosal yönden tatmin edip durmak. Yoksa ne bir soluğumuz ne de bir hakkımız var tüm bu konuların hepsinde birden yeterlilik madalyası alamazsak. İTÜ mezunuymuş, zarifmiş, muhabbeti güzelmiş, çocuğa iyi anne olurmuş filan, hikaye bunlar. İşin garip yanı bu tür talepleri olan erkeklere baktığımızda fix olarak: Kocaman bir göbek, kelleşmiş bir kafa, berbat bir giyim tarzı(hadi bunları geçtim fiziksel özellikler hiç kabul edilsin) kafasının bastığı tek şey futbol ve f1 muhabbeti, karı kız muhabbeti ve yapmadıkları şeyleri abartarak anlatma, mafya dizisi hayranlığı filan. Yani talep eden tarafta kadını uyaracak hiçbir vasıf yok esasen cüzdandan başka, ama beklentiler fezaya çıkmış!
Bu bir kısır döngü artık, maddiyatın tavan yaptığı çağda iş hayatının çarklarında ezilmek yerine zengin bir koca bulup garanti isteyenler ya da o çarklarda bizzat ezilip bir de eve gelip çocukları doyuran gömlek ütüleyenler, ve artık "eline sağlık hanım" demeyi bile sakınıp bir de sınırsız fiziksel güzellik, 10 numara hizmet talep edenler. (bu hanımın kocası kendisiden oldukça da yaşlıdır. ben ekleyim de ne demek istediğim okuyanlara kalsın)

Adsız dedi ki...

Kızlar hanginiz evleneceğiniz erkeğin bu kadar zengin olmasından ve bunları size söylemesinden rahatsız olacaksınız ? Hiçbiriniz..!! Bırakın delikanlı kızı oynamayı..Hepiniz kendinizi çok iyi tanıyorsunuz ve bu kadar zengin bir adamla evlenebilmek için her şeyinizi verebileceğinizi de biliyorsunuz.. Türkiye'nin en güzel ve şık bayanına çamur atınca mutlu oluyorsanız ayrı..Bu yorumumu da blogger arkadaş foruma göndermezse ayıp eder..Gelin tartışalım..Ama objektif olun ve yalan söylemeyin kızlar..
-Dilara-

beetlejuice dedi ki...

Priscillacım, ellerine sağlık, o kadar güzel yazmışsın ki. 2-3 kez başa dönüp tekrar okudum:) Eskiden de kadın hep ezilirdi yeni bir şey değil bu, ama sanki artık daha çirkin, daha gurur kırıcı şekilde oluyor. Erkekler modern hayatın nimetlerinden faydalandıkça, eğitim düzeyi arttıkça ve parayı daha çok bulur oldukça nezaketten iyice uzaklaştı. Çalışan kadınsan durum daha da beter. İş yerinde kadınlar tarafından ezil, eve gel eşin tarafından ezil. Bu adaletsizlik hep böyle devam edecek maalesef.

Dilara, yorumunu yayınladım ancak yazdıklarının tek kelimesine dahi katılmadığımı tahmin edebilirsin. Böyle biriyle evlenmek için kendimden bir şeyler vermeyi bırak üzerine servetini verse kılımı kıpırdatmazdım. Senin "delikanlı kız" dediğin durum benim hayat görüşüm. Mutluluğun parayla satın alınamayacak bir olgu olduğunu çok şükür ki biliyorum. Benim görüşüm budur, kendininkini paylaştığın için teşekkürler.

priscilla dedi ki...

Çilli müsadenle Dilara'ya ben cevap vermek istiyorum.
Sayın Dilara, eğer kadınsanız bence "kişi kendinden bilir işi" lafını öğrenip düşünün. Kendi adıma ve yakın arkadaşlarımın, yıllardır ya da kısa süredir tanıdığım çoğu insanın(buna bu blogun sahibi de dahildir) adına çok kesin ve tüm içtenliğimle söyleyebilirim ki hayatta bana verebileceği tek şey boğazda bir yalının manzaralı odaları, özel tasarım kıyafetler, magazin eklerinde sağlam bir yer, Çırağan ve Les Ottomans'da yapılacak düğünlere davetiyelerle sınırlı kalacak bir erkekle, hem de kendi fiziksel özelliklerine bakmadan beni küçük düşürücü şekilde yargılayacak bir erkekle çok net söylüyorum ki asla birlikte olmam, evlenmem. Burada delikanlı kız ayağı filan da yapmıyorum ama tüm bunlar benim ömrümün her günü bir adamla aynı odayı sofrayı yatağı hayatı paylaşmam için çok sakil kalan şeyler. Belki sizin için çok değerlidir, ama ahir ömrünü kıyafetlerinden çok eşini, pazar kahvaltılarında yediği simidi sevmek için harcamayı düşünen benim gibiler için değil(ben bu kafayla zor boğazda brucha giderim değil mi ahah). BU lafı bir blog yorumunda etmek de istemezdim ama benim vücudum ve cinselliğim de sizin o herşeyinizi verirsiniz yoluna ölürsünüz dediğiniz şeyler için benden yaşça çok büyük/ya da aynı yaşta fark etmez bir adamın hizmetine sunulamayacak kadar önemli benim için. Sevmediğiniz bir adamla sadece boğazda manzaralı yatak odasına sahip olmak için sevişmek kime normal gelir bilmem ama bana hiiiç gelmiyor.
Ha tabi ben bu yorumu İTÜ mezunu(çok az kaldı), kendi parasını kendi kazanacak kudrete öğrenciyken bile sahip bir kadın olarak yazıyorum, kendi aldığım kıyafetten de starbucksda içtiğim kahvede de mutluyum ben, ortalama 75 yıl yaşayacağım hayatı bu maddeselliklerin daha kalitelileri ve markalılarına sahip olmak için allahın başka bir kuluna kulluk ederek, "hayatım cehennem gibi ama çok şıkım acaip şıkım, kocam beni alelen aşağılıyor ama Paris'te öğlen yemeği yiyorum olalala" diyerek geçirmeye inanın zerrece niyetim yok. Ne o kıyafetler ne boğazımdan geçenler ya da manzaralar kalacak günün birinde. Ben bana yetiyorum, allaha şükür.
(bu mesajda da hiçbir sosyetik evlilik baz alınmamıştır, karakterler ve olaylar tamamıyle hayal ürünüdür :)

beetlejuice dedi ki...

Priscillacım, bu yorumunun altına imzamı atarım. Yine her yazdığına hemfikirim ve senin gibi birini sanal da olsa tanıdığım için çok mutluyum. Ağzına sağlık okuldaşım:)

Adsız dedi ki...

Belkide gercekten evlendikten sonra ortaya cikmistir bu odunluk yada kadin gormemistir adamin ne odun oldugunu. Oyle birakip giderim lerle gidilmiyor hemen bazen kendi ayaklarinin uzerindede dursan arkani donup gidemiyorsun. Dogum yapmamistim ama evlendikten sonra 3 sene icinde 6 kilo civarinda fazlam vardi bunda yasadigim ulke degisikligi ve beslenme bozuklugunu da unutmamam gerek. Esim his sisman kadinla sevismemistim dedi. dunyam yikilmisti sanki,kendime guvenimi tamamen yitirdim ilk zamanlar sonra ayaga kalktim ama oyle arkami donup gidemedimm.belki cok gecerli bosanma sebebi olurdu. Amam dedigim gibi kendimizi herzaman baskalarinin yerine de koyalim kabul ediyorsa kadinada yaziklar olsun demeyelim. Hersey konusmak kadar kolay degil ne yazikki....

ISIM YAZMIYORUM

beetlejuice dedi ki...

Adsız, daha önceki bir yorumda da dediğim gibi ikili ilişkileri dışardan değerlendirmek çok yanlış. İki kişinin arasındakileri anlamak hiçbir zaman mümkün değil. Benim de eleştirdiğim zaten ikili ilişkiden ziyade artık sıklıkla karşımıza çıkan erkek egemen zihniyet. Kadından iyi eşlik, iyi annelik, iyi görünüm, iyi yemek, iyi ev temizliği beklenmesi ve verilmediğinde bu durumun kınanması benim kafamı taktığım.

Selvi dedi ki...

Priscillayı tanımıyoyorum ama çoook takdir ettim çok sevdim.Çillim canım benim bitanesin,ne güzel konulara değiniyosun.

beetlejuice dedi ki...

Selvicim, teşekkürler canım, Priscilla'nın yorumlarına ben de bayılıyorum:)

ŞIKELLA dedi ki...

helal sanada paylaşımında çilli

Adsız dedi ki...

Çillicim, Feryal Hn.ın söyledikleri doğru ya da yanlış yorumlanmış olabilir, ben genel olarak yorumlayacağım, kendi durumu üzerinden değil, çünkü duyduğum şeyler böyle durumların gerçekten olduğunu gösteriyor.

Kadının ekonomik özgürlüğü yoksa, erkek aşırı zenginse; eşini genelde yanındaki tuzluk gibi görüyor ve kendinde herşeyi söyleme hakkını görüyor. Başka türlüsü yok mudur vardır ama isnisnadır.

Priscilla'nın yorumlarına bayıldım onu da söylemek istiyorum, özellikle Yunan Tanrısı lafına ahaha:)) Çok doğru ama şu var, kadınlar kendini bu duruma düşürüyor biraz da. Bir erkek size kilo vermen lazım mesajını kaba bir şekilde verdiğinde yapılması gereken aynı "kibarlıkta": "Bence sende burun ameliyatı olmalı, kol ve karın bölgesinde kaslanmalı ve de şöyle bir tırnaklarına bakım yapmalısın canım." Bakalım bir daha bir şey diyor mu? Söylemekten söylemeye de fark var çünkü ve sebepten sebebe de.. Mesela ben de insülin direnci var ve kilo almam demek çok genç yaşta şeker hastası olmam ve karaciğer ve pankreasımda daha 50'lerime gelmeden çökmeler olması demek! Erkek arkadaşım beni bu yüzden hep söyler tatlım dikkat et diye ama çok kibarca ve başta sağlığım için, ne de olsa mümkün olduğu kadar uzun yıllar geçirmek istiyor benle!:)

Dilara Hn, size bir tek şey söyleyeceğim: İdeal erkekte en büyük kıstaslarımdan biri çok zengin olmamasıydı. Şu anda 6 senelik bir ilişkim var, evlilik hazırlıklarına kısmetse yakında başlıyoruz. Ben İstanbul'un zenginlerce kuşatılmış semtlerinden birinde oturuyorum, Allah'tan oranın görgüsüzlerinden değilim ve sizi temin ederim ki, bugüne kadar 2-3 tane Porscha sahip olan (kesinlikle abartmıyorum!) erkeklerde dahil olmak üzere bir çok fazlasıyla zengin adamdan çıkma teklifleri aldım ve hayata, kadınların statüsüne ve aşka bakış açılarını görüp koşarak kaçtım ve de hiç kimse benim sevgi dolu, şerefli, maddi olarak dengim olan, onurlu bir mesleğe sahip, anlayışlı, kadın ruhundan anlayan erkek arkadaşım kadar kalbimi çarptırmadı...Lütfen etrafınızda gördüğünüz örnekleri bütün kadın cinsine genellemeyin. Ayrıca ben kendimi bu yüzden delikanlı filan da görmüyorum, gayet kadınsı, sürprizlerden ve pohpohlanmaktan hoşlanan bir kızımdır, bunun için bir erkeğin şirketleri olması gerekmiyor ama gerçek aşk söz konusu olunca inanın bir güzel söz yetiyor!

Böyle önemli bir konuya parmak bastığın için teşekkürler Çillicim, öperim.

Olive~~

beetlejuice dedi ki...

Şıkella, teşekkür ederim canım:)

Olivecim, benim için de evleneceğim kişinin çok zengin olması olumsuz bir durum. Açıkçası zengini biri tercihim olmazdı evlenmek için. Benim hayallerim hep birlikte çabalamayı, para biriktirmeyi, emek vermeyi içeriyor hep. Uslup konusunda da haklısın, benim de yüksek kolesterolüm var. Fazla yediğimde erkek arkadaşımın beni durdurması kilo almamdan çekindiği için değil sağlığımı kaybetmemden korktuğu için. Ama sırf kilo ile beni değerlendirse külahları değişiriz:)

Sedat dedi ki...

Konuyla alakasız olacak ama Tweeterdan gördüm..İşi kapmışsın..Hayırlı olsun Çilli..:))

beetlejuice dedi ki...

Sedat, çok teşekkür ederiiiimmm:) Sonunda muradıma erdim, inşallah hep güzel devam eder:)